Leyla AYYILDIZ

25/9/2006 - AŞKIN DİYETİ

-Dokunmayın bana...

 

Dans etmek istiyorum. Dans etmek ve içmek sabaha kadar...

 

Lütfen dokunmayın...

 

Evet, sarhoşum. Hem de zil zurna. Zil zurna mıydı? Zurnalı zil? Zilli zurna??... Hangisiyse, her ne ise, en kıyağından ondanım işte. En, enn cilalısından ondanım.

 

Dansın kucağına kendimi bırakıp, alkolün kokusunda kaybolacağım bu gece. Şişeler ve kadehlerle sözümüz var; onlar akacak ben dolacağım, ben akacağım onlar dolacak. Arada çeksem de burnumu, tek yıldızlar görecek, onlar da kimselere söylemeyecek.

Kadehler sır vermezmiş...

 

Buz kesermiş rakı, konuşmazmış.

 

Şarabın gözlerine kan otursa; 'kızıllığım' dermiş.

 

Tiril tiril yalnızlık gömleği mi üzerimdeki? Damarlarımda dolaşan alkole rağmen üşüyorum. Yüreğime kurulmuş orkestra en içli nağmelerini çalıyor bu gece. Gönül teli miydi titreyen? Yıllardır sessizce sızlarken, bu gece en içli şarkısını yüksek sesle söylemek istiyor. Tüm sesleri susturun, izin verin sadece o çalsın bu gece.

 

Aşkı hepimiz ne çok dinledik değil mi? Aşk masallarıyla büyüyüp, aşk şarkılarıyla dans ettik. 'Kimler geldi, kimler geçti.' dedi biri. En iyi aşk filmlerini izlerken bedenlerimizi oturduğumuz koltukta bırakıp, başka başka aşklarda ruhlarımızı gezdirdik.

 

'Bu kaçıncı beden?' dedi bir başkası... 'Dolduramaz kimse yerini' dedi başka biri...

 

.....

 

Kayıp diğer yarılarını bulmak için acımasız bir yolculuğa çıkanların kimileri ruhlarını pörsüttü, kimileri ise bedenlerini...

 

Bir kez 'diğer yarısını' bulup, kaybedenler için ise durum daha da kötüydü; onlar bir daha hiç iflah olamadılar...

 

.....

 

Önüne setler vurulamayacak kadar hızlı akar aşkın seli, kesemezsin. Bir akmaya başladı mı, durduramazsın.

 

Öyle hızlı gelir ki; ne geleceğinden haberin vardır, ne onu karşılamaya hazırlanmışsındır. Kapıyı çalmadan içeri girer. Darmadağınıksındır.

 

Gözlerine bakarsın. Yakıcı bir ateş kavurur önce. Göğüs kafesin kanatlarına dar gelmeye başlar. Her çırpınış dışarıdan görünecek kadar büyüktür. Yüreğinden ılık bir kan yayılır bedenine. İlahi bir tını şarkı söyler. O andan itibaren tüm evren seninle barışmıştır. İçinde tek bir leke olmayan, evrenin en temiz duygusuyla tanışmışsındır. İşte o aşktır. Artık sen, aşıksındır.

 

Bunu tüm evren fark eder. Sen, aynaya baktığında kendi gözlerin yerine onun gözlerini görürsün. Evrense, senin gözlerinden yayılan yüce ışığı... Bu ışığın önünde herkes saygıyla eğilir.

 

Gerçekten aşık olunca, gerçek aşkı tadınca anlarsın ki; varoluşunun gerçek nedeni; 'aşk' tır... Sadece aşk...

 

Tenin artık aşk beyazlığındadır. Kokun aşkın bebek kokusunda... Hiç bu kadar güzel olmamışsındır. Bahar, başka bahardır, çiçekler başka bir renk. Güneş daha bir kızıl... Kuşlar başka türlü şakır. Meğer hayat ne güzeldir.

 

Artık tüm evren seni desteklemektedir.

 

Dinlediğin her aşk şarkısında kendini ve onu bulursun.

 

Sana yaşattığı duygular için, evrene borçlusundur artık. Bunu ancak 'iyi' olmakla ödeyebilirsin. Ancak, sen ve evren böylesi barışmışken, 'erdem'i arayabilirsin. Uzun yolculuğun başlamıştır... Evrenin yeni dilini öğrenme zamanı gelmiştir.

 

.....

 

Biraz daha içmeli...

 

'Daha içelim, heyyy!'...

 

Yok bir şeyyy... Sadece dizimi çarptım. Hayır istemiyorum. Tamam ben hallettim, hafif bir sıyrık işte. Tamam, durdu işte kan. Lütfen gidin, lütfen... Fazladan kırmızı puantiyeli beyaz bir kumaş peçetemiz oldu, hepsi bu...

 

Hiçbir iz ruhuma atılan çiziklerden daha derin olmayacak. Ruhumun kanadığı kadar hiçbir uzvum kanamayacak.

 

.....

 

Ve bir gün kader ordularıyla gelip, oyununu oynar. Aşkı bir kez tatmış biri olarak, seni bir yerlere yapayalnız fırlatır. Yüklemi sonunda olmayan, devrik cümleli, devrik bir aşktır yaşadığın.

 

Her Serdar Ortaç şarkısı duyduğunda, onun sesini duyacağını sanırsın. Sesin geldiği yöne doğru bakarsın, ama kimse yoktur.

 

.....

 

Önce; bir aşkın küllerini ancak yeni bir aşkın ateşi savurur, dersin, küllenmesine yardım etmek için üzerine başka ruhlar serpersin. Her yeni yüz bir aldanıştır. Her yeni söz gerçek aşkı unutturmaya çalışan sabun köpükleridir. Ruhun sağa sola çarpar. Canın acır. Bir yara sızım sızım sızlar. Sürekli ince bir kan sızar, durduramazsın... Geceler boyu hıçkırıklarla ağlarsın...

 

Kimi zaman başını ukalaca yukarı kaldırıp, aşka kafa tutmaya kalkarsın. Dalga geçersin tüm yaşamla. Canın daha bir acır.

 

Tek bir damla içmeden aşk şiirleri, sarhoş aşk hikayeleri yazarsın.

 

Burnun yeterince sürtülmüştür; yüreğini nadasa bırakıp, yazgının zamanını beklersin. Artık bir çok baharı seve seve ıskalarsın.

 

Aşkla asla aşık atılmayacağını öğrenirsin.

 

.....

 

Heyy hayat! İşitebiliyor musun beni? Aşka ait olmayan ne varsa alın götürün, uzaklaştırın benden. Gerçek aşkın üzerine yeni satırlar yazdıramayacak hiçbir yeni duygu çıkmasın karşıma.

 

.....

 

Tüm, aşk dokunmuş masaların hesapları benden garson!

 

Diğerlerini iki misli ödet. Hatta üç, hatta dört...

 

Şu da aşkın diyeti, onu da al, sonunda ödüyorum.

 

Eğer üstü varsa, kalsın...

 

 

 

Leyla AYYILDIZ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

25/9/2006 - Kahve Molası'nda Eklenenler

Yazan leylaayyildiz
Sosyolog / 13/08/2004 3.15.56

sözün özü: Hiçbir iz ruhuma atılan çiziklerden daha derin olmayacak. Ruhumun kanadığı kadar hiçbir uzvum kanamayacak. Teşekkürler Leyla :.(




Seda Demirel / 13/08/2004 8.53.37

aşka dair güçlü cümleler, "aşka ağıt" mı demeli? aşka ağıt daha uygun elbette. üzülmeye hacet yok. aşkı yaşayamayan yaşama şansını bulamamış bunca insandan bir ayrıcalığın da olmalı. dansa devam leyla! bir bardak kızıl şarap aldım, ön masadayım, müzik içimde, keyfim yerinde :) özlemişim...




Kemal Türkmen / 13/08/2004 11.47.40

Edip Cansever 'Buz gibi ' şiirinin ilk iki dizesinde "Aşk iyidir bak Duyumunu artırır insanın" der. Bu açıdan bakıldığında salt insanın duyumunu arttırdığı için belki de doğanın en güzel olayı. Birey daha önceleri görmediği bir çok objeyi anlaşılamaz bir şaşkınlık ve coşku içerisinde fark ediyor. Birliktelikte acı veren bir sevgilinin ayrılınca çekici olabilmesi anlayamadığım bir başka yönü. Ama bugün; deneyimlerim aşkların en güzellerin ileri yaşlarda yakalananlar olduğunu söylüyor. Çok güzel bir yazı, teşekkürler. Kemal




Şeref Oğuz / 13/08/2004 12.36.43

ben, diyeti bir perhiz olarak değil, ödenmesi gereken bedel olarak algıladım. Ama Leyla'nın diyeti için diyebileceğim, "gönlü nadasa bırakmak" olurdu :) hey eline sağlık Harikadın Leyla....




Palamentra / 13/08/2004 12.47.56

ne yapmalı...aşkın sınıfsal verilerinden mi konuşmalı. yoksa aşkın sebebini bulana dek derinlemesine deşmeli mi mevzuyu. sormuştum bir keresinde aşkına ağıt yakan arkadaşa; neden aşık olur adam? sebep ne yani, rahatmı batıyorda, karşısına çıkma ihtimali hava gibi, su gibi kati olan keder, elem, ve bağbozumuna davetiye çıkartır. soruma ilk hamle de cevap vermedi. Fil’in vezir’e galebe çalabileceğinden dem vurdu. sonra bir daha sordum...berrak net ve davudi bir tonlamayla. neden aşık olursun kıza. ve cevaplayamadı ama sesini yükseltti kıza kıza... ey yazar; yazılarınızı özlediğimize dair defaatle yaptığımız anonsların netice vermesi, biliyoruz ve inanıyoruz ki, şahsi iştigalimizden ziyade, şahsınızın meclise arzı endam etme vaktinin dolmasından ötürüdür. kelimelerinizin avcısı olma sözümüz hala bakidir. ve hala hissiyatınızı yalnızca bir okur olarak ve okurun bütün haklarını kullanarak irdeleyeceğimiz aşikardır. legal bütün yollarla bu yorum keyfini kullanacağımızı deklare etmemizde beis te yoktur öte taraftan. aşka dair dokuduğunuz bu örgü, övgüye mazhar olmamıştır yalnızca. Hevesi kursağında kalan her beşer gibi sendeletmiştir. Ve herhangi bir pas tadından bahis açmadan, direk giriş yaparak filtreli algılama kuramını tersyüz etmiştir. Yazarın okura verebileceği en büyük hediye onu yazının içine gömmesidir belki. Ve yazı bittiğinde ‘arkası yarın’ kuşağında sanmasıdır okuyanın kendini. Etkisel değerini tartışmamız zinhar, fütursuzluk olur. Ve bir kemençe sesi geliyor kulağıma bir yerlerden, iki üç zaman sonra tulum alıyor nöbeti, gözlerimin önünde bilmem arhavi mi geliyor, hopa mı, yoksa soğuk bir su mu, yoksa çocukluktaki avuntum mu.Velhasıl; okuyunca sarhoş oluyorum bu kadının yazılarını ben…




eniSTe / 13/08/2004 14.06.45

Yine çok güzeldi LA'cığım, ellerine sağlık...




Baldakituz / 13/08/2004 17.45.32

Dokunmadık sana.... git sabaha kadar danset ve iç .. diyetini öderken üstü kalsın diyerek bonkörlüğünü dile getirebilen birine '' selamlarım'' dan başka ne denirki ... BiLGe__




Cemal Atasoy / 13/08/2004 22.26.54

Tüm diyetlerimi ödedim LA, ama nedendir bilinmez ACI çekmeyi özlediğimi itiraf edeyim.. '' Her şeye rağmen ACI çekmeyide, diyet ödemeyide seviyoruz galiba ne dersin ''...




Firari / 13/08/2004 22.55.19

Sen neye hazırsan, o da senin için hazırdır.




Armağan / 13/08/2004 23.13.21

La... Bir nota ... Kemanla çalınacak. Sol anahtarından dört dörtlük... Vurmalı çalgı eşlik etmeyecek. Bu nota yeter bütün geceye.. Bütün herkese.. Bütün aşkları anlatmaya... ''OF'' diye bir nota olsaydı :) İki kez çalınırdı : birinci OF dört üçlük ve ikinci OF dört birlik çalındığında melodi içimizdeki sesi verirdi: ''OOOFFF.. OF'' Ama içimizdeki ses La gibi anlatamazdı aşkı. :)




Ziya / 13/08/2004 23.19.20

yine derinlere gömülü acıları gün ışığına çıkarmada dilinin ve kaleminin kıvraklığını ortaya koymuşsun,yazı çok güzel ama hatırlattıkları acıttı biraz maalesef:-))




Captain / 14/08/2004 9.56.18

hani serin bir dağ gecesinde içine çekersin ya havayı,hani yıldızsız bir gecede parmak uçlarının donması pahasına kar altında yürürsünde ne gam dersin ya,hani v.s. v.s. hani tarifi imkansızdır da.......hani birileri çıkar yazar ....yazan ellerine sağlık..... sevgiler




Elephas / 14/08/2004 15.08.54

"diyet" sözcüğü ürperti verir bana... "kesilen bir kol ve ödenen bedel" benzeşiminde bir sahne gelir aklıma! "aşk"a da hiç mutluluk vermedi bu sözcük... "bedenden çıkarılan bir kalp ve ödenen bedel" benzişimi de ürperti verdi... aşk'ın bedeli var mı ki? Tek bedelini ödemeyeceğim duygu ; "aşk"dır benim... ve aşk; hiç bir zaman diğer yarıda değildir... ödenecek bir bedel varsa, o da yarım olmayı kabullenmektir... yüreğine sağlık LA... Sevgimle Burak Ü. KILIÇASLAN




Canbeyli / 14/08/2004 16.54.32

nasıl demeliyim hımm yıllardır hep düşündüğüm ve sizin yakaladığınız veya yaşadığınız aşkı hiç yaşamamış biri olarak:) AŞK yoktur derim...olmayan bir şeyin adı konulamaz diceksiniz aynen yokluk gibi(yokluğun varolması gibi)... aslında aşkın yokluğundan kastım aşkın yeryüzünde olmadığıdır...yakaladığım basit sevgi sözcüklerinin sevişmeleri hariç...aşk tanrısı aşkı ilk yarattığında yanındaydım ben ve aynen şöyle diyiyordu: aşkı ellerimle dilekler tanrısı için yarattım, hep onun resmini çizdim mürekkebim kanımdı, sonralarda dilek tanrısı gökyüzüne sığınıp saklanınca bende size yani insanlara vermeyi düşündüm...Ama tek şartla: aşk sadece ve sadece benim içindir!unutmayın eyy insanlar; aşkı kendi aranızda paylaşacak ve yaşayacak olursanız size acıdan başka ayrılıktan özlemle yanmaktan başka bir şey vaat etmiyorum dedi ve tüm kibiriyle gülümsedi... Bırakın yaşanan aşkı,Aşk sözcüğünü dahi ağzında sakız edip içki masalarında meze yerine konup kahkalarla veya yalan gözyaşlarıyla anlatılmasına tahammülüm yok... Bizim aşk ı tek sahibine yani AŞK TANRISINA vermemiz gerekir ki bu aşk tanrısı ben , sen veya o olabilir:)))




Canbeyli / 14/08/2004 17.01.04

yazın için tşk etmeyi unuttum leyla ayyıldız... her yazı her emek harcanan uğraş ve özelliklede paylaşıma açılması şükran duyulmalıdır derim:)) tşkler emeğine yüreğine sağlık...




Palamentra / 14/08/2004 17.43.37

aşkı yaşamamak yok olduğunun ispatı asla olamaz. beceriksizlikte aşkın varlığını gölgeleyemez. aşk ancak ikiye ayrılır.1.mecaz 2.gerçek aşk.




Metin Öz / 15/08/2004 11.14.59

.......Saygıyla eğilirim .................(Yarım kalmayı KABUL ETMEK zorunda kalanlar adına)




Teyzuş / 15/08/2004 12.13.00

Off be Leyla'cım, öyle bir dönüş ki seninkisi; "pir döndün" demek daha doğru olacak. Ne kulak, ne de yürek pasımız kalmadı sayende. Bizlere yansıttığın o güzel duygularına sağlık... Elbette, üzerindeki "tiril tiril yalnızlık gömleği" ile dolaşanlar, çok daha etkilenir bu yazdıklarından... (tıpkı benim gibi!) Yıllar sonra yeniden bana, Sezen'in söylediği şarkıdaki gibi; "...Benden selam olsun tüm aşklarıma!.." dedirttiğin ve de anılarımı tazelettiğin için teşekkürler... FERDA




Rebeka Behar / 15/08/2004 20.43.23

cesur ve icten. yazar cosmus ve coskusunu gayet iyi ifade etmis. ayni fikirde miyiz, degil miyiz, kendisi yarin sabah ayni fikirde olur mu, olmaz mi? kime ne? ne onemi var? gece aska gelip dansettikten sonra kim sabah uyanip ayni dansa devam ediyor ki? etmeli mi? her daim bu coskuyu yasadigi andaki gibi mi hissetmeli insan? ask sonsuz mu olmali? ask her an surmeli mi? her an ayni hazla mi sevisilmeli? bir orgasm anlar, gunler, haftalar, yillar boyu boyu devam eder mi? etmeli mi? yooooo. yazar cosmus ve coskusunu gayet guzel dile getirmis. daha fazla kelama gerek yok.




Metin Öz / 17/08/2004 21.23.05

yazını bir kaç defa okudum çok güzel yazmışsın ve aşkı iyi ifade etmişsin.Ancak bu yazına ufak bir atkı olarak şu eklemek istiyorum "insanlara diyet ödeten duyguları değil, dudaklarından dökülen kelimelerdir" . Benim sevdiğim bir söz vardır "konuşmadan önce 1 saniye düşün" ...... her zaman sevgiyle kal




Metin Öz / 19/08/2004 7.07.40

Yazının tam metini bu'mu ?? tamamını okumak isterdim….




Milenyum Dervişi / 25/08/2004 13.00.10

"Aşk imiş her ne var ise alemde/Gerisi sadece kıyl u kal imiş" Evet,evrenin özü aşk.Gerisi sadece hikaye,dedikodu ve kuruntu. Aşkı anlatmayı denemişsin.Ama unutma bazı şeyler anlatılmaz yaşanır..Aşkın hazzına varmak için ne mi gerek? Yanmak,kavrulmak ve sevdiğinin varlıgında kendi varlığını tereddüsüz ateşe vermek.Tamamen sevgilinin kendisi olmak.. Kolay mı?... Ateşin etrafında aşkla döner pervane(kelebek)..Sonunda kapılır ışığa;aşka da yakar kendini...Yapabilir miyiz?..




Metin Öz / 27/08/2004 7.16.59

"Sana yaşattığı duygular için, evrene borçlusundur artık. Bunu ancak 'iyi' olmakla ödeyebilirsin. Ancak, sen ve evren böylesi barışmışken, 'erdem'i arayabilirsin. Uzun yolculuğun başlamıştır... Evrenin yeni dilini öğrenme zamanı gelmiştir." Hakikaten bu duyguları yaşıyor musun ? yoksa yazının gelişimi için yazdın. …Ne kadar garip insan dünyada yalnız kendisinin bu duyguları yaşadığını zannederek adanıyormuş meğer ….. dünya bu duyguları hissedebilenlerin çoğalması dileği ile……….. (yalnız çok acı veriyor bilginiz olsun)…..




Ilteriş / 31/08/2004 21.02.57

nerden nereye........ sevgiler leyla




Metin Öz / 24/09/2004 7.30.21

günaydın........bekliyoruz........her zaman sevgi ile kal




Mehmet Nacar / 05/12/2004 12.53.05

Burnun yeterince sürtülmüştür; / yüreğini nadasa bırakıp, / yazgının zamanını beklersin./ Artık bir çok baharı seve seve ıskalarsın. / Aşkla asla aşık atılmayacağını öğrenirsin. / İyi bir ders... Kutlarım sizi. Saygılar.. (Mehmet Nacar-ant.)




Mehmet Nacar / 05/12/2004 12.54.05

Heyy hayat! / İşitebiliyor musun beni? / Aşka ait olmayan ne varsa alın götürün,/ uzaklaştırın benden./ Gerçek aşkın üzerine / yeni satırlar yazdıramayacak/ hiçbir yeni duygu çıkmasın karşıma. / Leyla Hanım, kutlarım sizi.Çok beğendim.Duygularınız deniz olmuş. Hep böyle taşsın... Saygılar... (Mehmet Nacar-ant.)




Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Ana Sayfa

Her gün yenilenmek için...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım