25/9/2006 - GÖZLERİNDEN DAHA PARLAK DEĞİL |
Asla bilmeyeceksin bunu senin için yaptığımı. Parmak uçlarıma dokunup, 'Bunların neden olduğunu anlamıyorum' desen de, sana yalan söylemeye devam edeceğim. Sana verdiğim gün de söylemeyeceğim, daha sonra da...
Bu aralar beni merak ettiğini biliyorum. Her akşam eve geç kalıyorum. Nasıl da inanıyorsun hemen söylediklerime. Kocaman gözlerini bana çevirip, hiç konuşmadan bakıyorsun, özlemle, aşkla ve bir o kadar da merakla...
Sormuyorsun... Sormazsın sen... Hiç sormadın... Sende kaldım, çünkü sormadın. Sende kaldım, çünkü bir tüy kadar hafiftin. Kanatlarıma hiç yük olmadın, sen benim... Seninle gökyüzünde süzülmek kolaydı. Hafifliğin, ruhumun daha da yükselmesine sağladı... Sende kaldım, seninle uçarken gördüklerimi sevdim... Her yükselişimizde ufuk çizgisinin daha ileriye gitmesini sevdim... Sende kaldım, sende kalmak kolaydı. Sende kaldım... Çok sevdim seni...
Günlerdir bekliyordum. Sonunda Güney Afrika'dan gönderdiler. Kimberly bölgesinden... En az bulunanlarından, rengi kırmızı... Düşünsene yer kabuğunun yaklaşık 110 km. derininden çıkmış yola, kimberlit bloğundan ayrılarak, akarsularla gelmiş...
Tıpkı senin gibi... O da uzun bir yolculuk yapmış... Çok uzun bir yolculuk... Derinlerden gelmiş, yolculuğunda sağa sola çarpsa da, özünü yitirmemiş. Ne derdin hep; 'Her insan cevherdir', gözlerin parlayarak. Her insan cevherdir...
Çok zor oldu, nasıl keseceğimi saptayıp, onu işaretlemek. Çelik kamayı yerleştirip, tokmakla vurduğumda, heyecandan öleceğimi sandım. Çok şükür ki işaretlediğim yerden ayrıldı.
Bastığın yeri dahi incitmeden, ayak parmak uçlarında yürümeni sevdim. Her yol ayırımında, yazgına gülümsemeni sevdim...
Onu bir mengeneye yerleştirdim ve dakikada dört bin devir yapan, kağıt inceliğindeki fosforlu tunçtan yapılmış diskle yaklaşık on iki saatte kestim... Tam on iki saatte. Aklıma hep senin sözün gelerek... 'Sabrın meyvesi güzel olur'... Sabrın meyvesi güzel oldu bebeğim...
Hiç mücevher taktığını görmedim. Ruhunu ağırlaştırdığını söylerdin. Anımsar mısın? Bir akşam yemeğinde herkes takıp, takıştırmıştı. Yine en sade olan sendin. Ama hepsinden daha parlaktın. Kulağına eğilip; -Bir gün John Lenon kraliyet ailesine bir konser vermiş, konser sonunda ' herkes alkışlasın, sadece en ön sıradakiler mücevherlerini şıkırdatsın' demiş dediğimde, yanakların pespembe olmuş ve 'şşşşttt duyacaklar' diyerek, belli belirsiz gülümsemiştin... Ben senin sadeliğini sevdim...
Bunu gördüğünde şaşıracaksın, belki takmak istemeyeceksin. Başını hafifçe kaldırıp; 'Ya anlamıyorum bu taşlara değer verenleri' diyeceksin, hatta çok daha bilmiş bir sesle 'Hem bilmiyorlar mı, diğer gezegenlerde bunlardan tonlarca var, oralardan gelmeye başlayınca pazarda bile satılacak bunlar' diye de minik bir kahkaha atacaksın.
Biliyorum bebeğim, pazarda bile satılacak. Ama bu diğerlerinden farklı, hiç bilmeyecek olsan da, bunu senin için ben yaptım...
En ustalık gerektiren kısmı fasetaların oluşturulmasıydı. En fazla parlaklığın verilebilmesi için faseta açılarının kesin bir düzen izlemesi gerekiyordu. Çok zor olsa da değdi. Yaşamın zorluğu ve senin değdiğin gibi...
Biliyorum gözlerinden daha parlak olmayacak, biliyorum sadece bir taş. Sevgimi işlediğim bir taş... Ben senin gözlerindeki ışığı sevdim...
'Unconditionally' demiştim bir kez, 'Kayıtsız, şartsız mı demek?' diye sormuştun.
Evet kayıtsız, şartsız demek... Kayıtsız, şartsız sevmeni sevdim. Kayıtsız, şartsız sevmeyi sevdim...
Leyla AYYILDIZ
|
| • Yorum yaz! |
25/9/2006 - Kahve Molası'nda Eklenenler |
| Yazan leylaayyildiz |
h alparslan / 15-12-2003 09:24:02
en içten parlaklıkları bulman dileğiyle.
Ferhat / 15-12-2003 09:27:19
"Kayıtsız şartsız sevmeni sevdim. Kayıtsız şartsız sevmeyi sevdim." Yine yüreğinden kaynamış cümleler. Çok hoş bir anlatım tarzın var. Kelimeleri özgünlüklerini yitirmeden bir araya getirme konusunda gerçekten çok yeteneklisin. Fazla söze gerek yok. "Leyla AYYILDIZ" bence sen yazmayı yaşamak kadar seviyorsun. Yaşadığın anı yazılarla çerçevelemeyi de...
Abdurrahman KANDİL / 15-12-2003 10:57:23
Kıskandım... Böyle sevebilmeyi, böyle sevilebilmeyi hayal edip kıskandim. Yürektekileri bu kadar açığa vurabilmeyi kıskandım. İnanmak zor ama, bu kadar yoğun hasret yaşamayı bile kıskandım. Yalan yok KISKANDIM... Yüreğine sağlık ;)
... / 15-12-2003 11:16:21
Bazen umutlar, yaşanılanlardan daha bir parlaktır.
ZAKAYAR / 15-12-2003 12:51:12
Bu güne kadar hiç öyle parlayan bir gözle karşılaşmadım,kısmet değilmiş:-) Ben de seni bu nedenle kıskandım sevgili Leyla. Anlatımın gittikçe daha da güçleniyor,ellerine ve yüreğine sağlık.
Abdurrahman Özdemir / 15-12-2003 13:23:21
Sevgili Ayyıldız, Ne diyeyim ki bilmiyorum .. Her satırın sevgi adına bir kitap... Eline ve yüreğine sağlık ...
İlke Ersoy / 15-12-2003 14:14:54
Benden de on puan Leylacigim, cok ama cok hostu, en cok da son cumleler cok sey ifade ediyor dusununce.Hayatta sevmekten ve sevilmekten daha guzel hicbir sey yok ve sen sevdigin insan icin kendi el emeginle bir hediye hazirlamissin onun icin bundan daha buyuk bir hediye olamaz herhalde.Cok sansli biri o ;) Sevgilerle canim...
Dogan / 15-12-2003 15:08:27
Olayı bir erkek anlatıyor ama kadın diliyle... Yazı eger İlke Ersoy'un soyledigi gibi "..sen sevdigin insan icin kendi el emeginle bir hediye hazirlamissin onun icin bundan daha buyuk bir hediye olamaz herhalde...."'den bahsediyorsa......Çok aydınlatıcı olmuş...Yazıyı okuyanların yorumlarına da bayıldım....John Lennon'un konserde söyledikleri ise daha değişikti ve yazıyla alakasını bulamadım.Neden "şşşşşştttt" deniyor anlamadım. John Lennon mücevher takmak iğrençtir demedi ki. Sadece İngiliz Protolüyle ve zenginlikle inceden dalga geçti. Oysa ki onların hepsinden zengindi......vs.....vs..........
Efe / 15-12-2003 15:19:51
Yazıda Cohn Lenon mücevher takmak iğrençtir dedi diye bir cümle yok zaten arkadaşım ve öyle bir tema veya vurgulama da yok. "Hiç mücevher taktığını görmedim. Ruhunu ağırlaştırdığını söylerdin" cümlesini iyice anlamaya çalışırsan yazıda anlatılmak istenen şeyin aslında tam olarak senin söylediğin şey olduğunu anlayabilirsin. Sadece eleştiri yapmak için en ince detayına kadar tekrar tekrar okuyarak kendilerince yanlış bir eklenti bulma gayreti olanlara da hiç anlam veremiyorum doğrusu.
Kerem / 15-12-2003 15:38:03
Hey Pirlanta, beni sasirttin. Sanmiyorum bahsettigin yazi bu olamaz yada bu kadar cabuk kabul edilip yayinlanmaz, belkide cok guzel olan sey bekletilmez bu yazi bana bahsettigin yazi. Bir Leyla klasigi olusuyor, popstari felan bosverin internetten bir yildiz doguyor, fasetalari da muthis :) single crystalline purity sinde.
... / 15-12-2003 15:59:08
Kaset kapaklarında Lennon yazıyor.
Keystone / 15-12-2003 16:52:56
wow Leyla boylesini beklemiyordum, super. Nufus cuzdanina bakmak gerek ha :) ikinci civi geldi yasasin hahahaha seni kizdirmak gerekmis meger, yandin artik.
tükenmez mürekkep tükendi / 15-12-2003 16:59:54
gayet şık.görekemli bir eser bu!
nazl / 15-12-2003 21:18:27
Sevgili Leyla, çok güzel yazıyorsunuz.Aşk konusunda özellikle. Belli ki içinizde güzel şeyler biriktirmişsiniz. Nasıl başardınız? Ben de kalanlar hep pişmanlıklar, korkaklıklar vs. çünkü. Bünye meselesi mi yoksa? :) sevgilerimle
ters köşe / 15-12-2003 21:55:29
bünyene sağlık:)
nazl / 15-12-2003 22:02:56
Sevgili Leyla, sakın ola "evet bünye meselesi" deme . Üzülürüm çünkü. "Hayır" de, "sen öyle sanıyorsun nazl" de ,"oyuna devam" de. Lütfen :) sevgilerimle...
Nurettin Ozdemir / 15-12-2003 23:12:08
Evet Leyla müdavimleştik sana has bu yazı stiline, demek ki Edi' de başkaları da sıralarını bekliyorlar ha ! hatırlıyormusun Leyla ilk haftaları KM' de... Gidip geldiğin anları.. Kalışına dair son kararını.. Ben yine söyleyeyim üşenmeden Leyla, kalmalıydın bizlerle.. Bizlere başka güzellikler tattırmak için, bugün olduğu gibi işte. Sevgilerle.
ras / 15-12-2003 23:18:20
Bende beklentisiz sevgiyi sevdim tüm hücrelerimle.... eline saglık hocam.. Klavyene kahve dökülmesin...
Doğan'dan Efe'ye ve Leyla'ya / 16-12-2003 09:14:01
John Lennon'ı yazmamın sebebi doğru yazılışını göstermek için değildi. Doğrusu Lennon'dur Lenon diil , nüfus cüzdanına bakmaya gerek yok. (bunu tartıştığımıza inanamıyorum) Efe'ye gelince......Ben Leyla'nın J.L.'ın mücevher takmak iğrençtir dediğini yazdığını iddia etmedim. Yazıdaki sade hanımefendinin neden bu söz karşısında kızardığını anlayamadım. Kısa bir sürede J.Lennon'ın sözünü analiz etti ve kendine bir pay çıkarıp kızardı anlaşılan. Çok değil, biraz düşünün ve bu sözle kadının kızarmasının alakasız olduğunu anlarsınız.(bu arada ne bu mücevher düşmanlığı??bari ucuz bir takı taksaydı..) Yazılarda okuru etkilemek için başkalarının sözlerini kullanırız hepimiz ama söz havada kalırsa insan yazıya ve olaya yabancılaşıyor. Bu bir eleştiri....Samanlıkta iğne aramak ve yazıya kin kusmak falan değil.(ilk kez bir yorum yapayım dedim pişman oldum, ama başladık bir kere, devam etmeliyim) Yorumlara baktım da...Ne kadar önemsiyoruz bazı şeyleri, ne kadar naifiz ve ne kadar da açız sevgiye...Bunu görmek üzücü.... O kadar zayıfız ki 1-2 cümle bizi bulutlara çıkarıyor ve 1-2 kabul etmek istemediğimiz eleştiriyle bulutlardan inmek istemiyoruz...Oysa Leyla, Güzin Abla değil, o yüzden yazılara daha güçlü yorumlar yapabilmeliyiz ki bir işe yarasın. Nedir burası? Yaralı insanların terapi amaçla birbirlerine iltifatlar yağdirdikları bir yer mi? (yine kendimi tutamadım..üzgünüm..) Lafım Leyla'ya değil tabii ki...Tabii ki kötü bir yazar değil ama vasat bir yazı...Bu da benim fikrim...Biraz daha dikkatli yazmalıyız...Binlerce Dostoyevski ayarında yazar varken nedir bu iltifatlar anlamıyorum...? İltifatların belki kimseye zararı yoktur ama neden daha güçlü ve dolu yazılar çıkmasın? Bu site de biraz buna hizmet edebilmeli....Editör'e de hak veriyorum. Bu yazılar anlaşılan kötünün iyisi..... Neyse uzatmayayım...Herkese sevgiler......
İlke Ersoy / 16-12-2003 14:47:26
Hayatinda yazdigi 8., sadece 8. yazi ile bu kadar duru ve akici bir anlatimi yakalayabilen bir insani elestirmek degil, onunce sapka cikarmak gerekir.Cok daha iyilerini yapabilecegini de goruyorum, su haliyle bile KM icin yazan insanlar icerisinde en iyilerin arasinda, Dogan beyi bilemiyorum ama ben kendimi bildim bileli edebiyatla ic ice yasadim, iyi ile kotu arasindaki farki bilirim.Ve bu yazi iyi.Vasat ya da kotu degil.
f.CERRAH / 24-12-2003 13:26:16
Gerçeklerden uzaklaşarak okudum bu yazınıda .Etkileyici tebrik edıyorum fırsat oldukça seni okumaya çalışacağım sevgilerimle
Kutay / 09-03-2004 22:05:22
Bilemezdiniz. Bu yazının bir gün gelip, iki seveni birleştireceğini bilemezdiniz. Sudan sebeplerle ayrıldığım, iki çocuğumun annesine bu yazınızı hediye olarak gönderdim. Bana bir mesaj göndermiş 'seni seviyorum' demiş. Belki hiç farkında olmadan bir ailenin yeniden inşasına fayda edecek yazınız. Teşekkürler size Leyla Ayyıldız, teşekkürler.
kutay / 10-03-2004 18:02:24
tekrar teşekkür etmek istiyorum...hem de binlerce defa..La harikasın...
Düzenleyen leylaayyildiz gün: 23/10/2009 saat: 16:27 |
| Bağlantı |
|
Ana Sayfa
Her gün yenilenmek için...
Kategoriler
Kategori yok
Arkadaşlarım
•
|