25/9/2006 - İSTANBUL'DA BİR VAPUR |
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran. Bir adam bekliyor iskelede, Gözlerine mavi düşmüş. Gazetesi koltuğunun altında, Omuzları yorgun, Poyraza açık elleri titrek. Bacakları mecalsiz. Güneş; kırmızı bir top, Saklanacak Yeditepe'den birinin ardına.
Kafasının üzerinde tepsisi. Yeni yetme bir çocuk bağırıyor, 'Çıtır, çıtııır, akşam siimiiidiiii' Yirmibeş kuruşluk umudunu sarıyor, Çeyrek gazete kağıdı arasına. İstanbul kavrulmuş susam kokuyor.
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran. Bir adam bekliyor iskelede, Köpük, köpük aklar düşmüş saçlarına. Buğulu bakışları Boğaz'a dönük. Bir sigara daha yakıyor. Dumanında hasret tüten.
Kız Kulesi, şımarık bir yosma olmuş, Oynaşıyor dalgalarla. Gün batımında büyüyen gölgesi. Raks ediyor sularla.
Kıyıda bir balıkçı, Maharetli elleriyle sarıyor misinasını, Parlak gri pullar parlıyor kovanın içinden. Bir martı havalanıyor Galata'nın üzerinden. Kanatlarında tel tel sevda yükü.
Bir adam bekliyor iskelede. Gözlerinde hüzün, Boğazında kocaman bir düğüm. Elleri titrek, bacakları mecalsiz.
Bana bir aşk masalı anlat İstanbul İçine gelmiş geçmiş tüm aşkları sığdır, Bana bir aşk masalı anlat İstanbul, Dinleyeni titreten. Bana bir aşk masalı anlat İstanbul, Hiç unutulmayacak.
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran. Bir adam bekliyor iskelede. Gözlerinde yılların yorgunluğu. Yüzünde çizgiler.
Beyaz bir gelin salınıyor uzaklardan. Eteklerinde deli dalgalı fırfırlar. Kıvrıla kıvrıla süzülüyor. Bir düdük sesi; sessizliği yarıp, Sevinç çığlığı atıyor.
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran. Adam gülümsüyor. İstanbul gülümsüyor.
Bir adam bekliyor iskelede. Bir vapur süzülerek geliyor. Eteklerinde deli dalgalı fırfırlar. Rüzgara çırpmış bayraklarını. Düğün oluyor, Şenlik kuruluyor.
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran. Bir vapur almış adamı, Sevdasına yol alıyor.
Ay doğmak üzere, Dalgalar laciverde boyanmış, Güvertede bir adam, Damağında taze çay yudumu. İstanbul'u izliyor.
Vakit; kavuşma zamanı, Aylardan Haziran.
.....
Geçtiğimiz hafta sonu ruhsuz bir Deniz Otobüsüyle, ruhsuz bir Ada yolculuğu yaptım. Zamanı ve Boğaz'ın sularını yarıp geçen bu teknoloji canavarına ilk kez bindim. İçindeki sıra sıra koltuklara sıkışık bir şekilde istiflenen insanlar, pencerelerdeki güneş kırıcılar nedeniyle Boğaz manzarasını izleyemiyordu bile. Şahlanır gibi dalgalarla savaşan bu aracın sürati nedeniyle, midem bulandı, kafamı kaldırıp Boğaz'ı izleyemedim. Tek bir kare fotoğraf çekememek de cabası.
Tamam kabul, Ada'ya çok hızlı ulaştık. Zaman bize yenik düştü.
Ada'dan dönmek üzere yine o teknoloji canavarını beklerken, bir Ada Vapuru'ndan atılan simitleri yakalamaya çalışan martıları fotoğrafladım. Martılar canlıydı, simit atanlar da.. Ve Vapur da... Yaşıyorlardı. Ruhları vardı.

Vapur seferlerinin kaldırılacağına dair haberler yayılıyor kulaktan kulağa. Karşıt düşüncedeki insanların fikirlerini belirttiği www.vapurumuvermiyorum.org isminde bir site dahi kurulmuş. Ben de oturdum bu şiiri yazdım.
Nerede okuduğumu anımsamadığım, tamamını tam olarak anımsayamadığım bir söz geldi aklıma: Çağın illeti olan 'yalnız hastalığı'nın ne zaman başladığı sorulmuş:
'Ne zaman mı? Saatte 240 km giden hızlı trende yan yana yolculuk yaparken, dizleri birbirine dokunan ama birbirlerini tanımayan, birbirlerini bir daha göremeyecek olan o iki insanla...' Duyduğumda beni derinden sarsmıştı.
Oysa, İstanbul ve Boğaz siluetinin ayrılmaz parçası Vapurlarımız. Zamanla yarışanlar için tabii ki Deniz Otobüsü seferleri ilave edilmeli. Vapurlarımıza dokunmadan!

Leyla AYYILDIZ
|
| • Yorum yaz! |
25/9/2006 - Leyla hanım aşağıdaki html kodları sayfanıza yakışacak sanırım..ekleyin lütfen.. |
| Yazan ayay |
| <EMBED src=http://ferah.site.voila.fr/sevmez.mp3 width=720 height=25 type=audio/mpeg autostart="true" loop="true"></EMBED> |
| Bağlantı |
25/9/2006 - Kahve Molası'nda Eklenenler |
| Yazan leylaayyildiz |
Guendalina / 01/07/2005 3.38.24
Leylacıgım, sen bi tanesin!
Rebeka Behar / 01/07/2005 5.44.47
nerden cikti simdi vapurlarin kaldirilacagi? bunun asli var midir? varsa nereden okuruz buna ait bilgiyi?? (kusura bakma, vapur meselesine asabim bozuldu, yaziya siire filan dikkat edemedim. sonra yeniden okuycam.)
Seda / 01/07/2005 7.55.39
Bizler gerektiği yerde ve zamanda karşı koymadıkça,teknolojinin ruh öldürme çalışmaları devam edecektir. Hız adına,zamanı yakalamak adına,çoğumuz kaybettiklerimizin farkına bile varamıyoruz.Deniz otobüsüne bindiğimde hiç rahat olamadım ben bu güne değin.O çelik duvarlar soluk almamı güçleştirdi hep.Doğaya yakın olma fırsatını vapurlarda yakalamak varken,çabuk ve hızlı olma kaygısı ile,deniz otobüsleri bizi zoraki ihanete itelemiş gibi gelir bana.Sevgili Leyla, vapurlara vefa göstermek adına, bu hatırlatma yazın çok hoş olmuş.Belki ''ada vapuru yandan çarklı'' sözlerini sadece şarkılarda duyacağız ama,elimizdekilerini de hep binmeye değer buluruz umarım.
Sevgiler....
Funda Güven / 01/07/2005 8.49.00
Bu konudaki hislerini çok iyi anlıyorum inan ki, Mine G. Kırıkkanat bugünkü yazısında "O vapurlar ki İstanbul'un son şiirleridir" demiş, çok da güzel söylemiş, bu aralar herkesi yaralıyor sanırım bu durum.
Ellerine, güzel yüreğine sağlık.
Sevgiyle,
Ergin Sezgin / 01/07/2005 8.51.34
İstanbul'a ait onu hatırlatan çok az şey kaldı. tDoğadan gelen güzelliklerini zaman içinde yok edildiğini fotoğraflardan anlayan bizler şimdilerde ise daha da kötülerinin yapıldığını görüyoruz. Bir kaç tarihi eser ve...
Yok çok şey yok İstanbul denince akıla gelen Boğaz köprüleri, kız kulesi, ütü kapalı içi kapalı kendi kapalı çarşısı ..
Ve vapurlar. Ona ait onun için yapılmış vapurlar.Üzetinde yapılan hesaplara daynamayıp çatır çatır çatlıyorlar.
Çoğu dostun haberi bile yok İstanbul'da yaşayan hergün köprüden geçen gazete okumayan gazeteci dostum bu sabah haberim yok dediğinde eyvah demiştim. Gelişmelerden haberi yoktu tepkilerden haberi yoktu. Tranvaylar gittikten sonra ağıt yakanlar vapurlar gittikten sonra kına yakılmasını istemiyorlarsa bilgilerini ve etkilerini birleştirip dur demeliler balık istifi yalnızlıklar yaşamak istemiyorlarsa.
Leyla ayyıldız inanılmaz güzel resimlerle süslediği bir yazı yazmış ve panomuza asmış. Şimdi bu yazı ve fotoğraflar üzücü bir anı olmadan gereken yerlere ulaşacak şekilde çalışmalıyız.
Elinize ,emeğinize ,düşünceleriniz teşekkürler sayın Leyla ayyıldız
Musavir / 01/07/2005 10.39.40
Leyla Hanim,
Bugun buraya konuk oluyorum. Size tam yazacakken bir ugur bocegi geldi laptopun ekraninin uzerine kondu. Ekran ve ugur bocegi. Uzun sure onun kacmamasi icin bilgisayarimin tuslarina dokunmadan seyrettim, goruntuyu de degistirmeden...Bilgisayar ve ugur bocegi! Ugur bocegi, vapurlariniz kadar siirsel ve guzel, bilgisayar ise deniz otobusleri kadar islevsel...Nasil bir paradoks ama?
En son okudugum su cumleniz " Oysa, İstanbul ve Boğaz siluetinin ayrılmaz parçası Vapurlarımız. Zamanla yarışanlar için tabii ki Deniz Otobüsü seferleri ilave edilmeli. Vapurlarımıza dokunmadan!" ekranin en ortasinda yer aliyordu, vapurun suzulusune bir marti eslik ederken...
Neler dusundurdu bu yaziniz bende. Universite ogrenciligimin 1970'li yillarinda Kanlica'dan uykulu hallerimle vapura binislerimi, iskeleye yanasirken beni bekleyen dostlarimi vb derken, iceriden kizimin gelen sesi de bir gercegi haykiriyordu adeta. "Baba,son sinavimdan da gectim. Internetten simdi ogrendim." Paradoks...Neyse, benim gibi iflah olmaz bir romantigin bile gerektiginde hizli ulasim istedigi bir ortamda, teknolojinin insanliga sundugu olanaklardan yararlanmamak fikri bana hic mi hic cazip gelmiyor. Evet, vapurlarimizi kaybetmeyelim...Gercekten onlarin temel islevlerini yavas yavas seyir ve gezinti amacina yonlendirerek, insanlarimizin daha guvenilir ve kisa zamanda hedeflerine ulasmalarini saglayalim.
Siz bunu cok mantikli bir sekilde dile getirmissiniz. Zaten, duygusalliginiz yaninda akilli olmaniz da sizin bir farkiniz olarak ortaya cikiyor..
Ah, Leyla Hanim, yalnizlik hastaligi konusunda soylediklerinizin altindaki aci gercege katilirim ama acaba 8 mil hizla giden vapurlarimizda, yillarca ayni iskeleden binmelerine ragmen biribirinden selamlarini esirgeyen; ayni otobusu paylasan insanlarin kucuk bir tebessumu bile esirgedikleri ulkede, yalnizligin tanimini nasil yaparsiniz ki? Iyi ki ailelerimiz var da yalnizligi cok dolu bir sekilde hissetmiyoruz, bir de iki kelam edebilecegi dostlar insanlarin...
Gecenlerde bir haber vardi, artik mezarliklari da ziyarete gerek yok, mezarin numarasini girdiginde internetten mezar ziyareti yapilacak seklinde...Sadece yalniz biraktiklarimiz yasayanlar degil, olenlerimiz de...Onlar da bunlari hak ediyorlar mi?En az bir vapur seyahati kadar anlamli bir mezar ziyareti ve diger yanda deniz otobusleri kadar konforlu internetten mezarlik turu...
Sizden zaten boyle bir yazi bekliyordum bu sabah. haril haril kosusturmanizdan da belliydi. Uretkenlik bu olsa gerek..Tebrikler, gercekten, tebrikler...
Bu yaziniz uzerine, artik banka islemini internet yerine bankaya gidip yapmak farz oldu...Belki bana cay da ikram ederler belki...
Domuscuk / 01/07/2005 10.57.00
leyla abla ellerine, yüreğine sağlık harika bir şiirdi. konu zaten son derece canımı sıkıyor istanbul un ortasından süzüle süzüle şehiriçi yolculuklarımızın en keyifli hali olan vapurlarımıza dokunmasınlar. dalgalar yüzümüze çarpmadan, günbatımını soğuk ve hızlı, havasız, dar demir yığınlarındanmı izleyeceğiz şimdi.(ışığı kıran küçük pencerelerden izleyebilirsek tabi).
Musavir yazınızda mezarlıklarıda artık internetten ziyaret edebileceğimizi söylemişsiniz. yok artık dedirten ve neden ben bu kadar geç doğdum sorusunu sordurttu bana. daha neler duyacağız kimbilir. teknolojilerin tüm değelerimizi nasıl hiçe saydığına daha kimbilir ne kadar şahit olacağız.
gelişen teknolojiye karşı değilim.insan hayatını kolaylaştıran, pekçok şeyden zaman kazandırdığını biliyorum ama bu kadarıda fazla yani.
Nadya Alpkonlar / 01/07/2005 10.57.24
Leyla'cığım,
her zamanki gibi yazın da güzel,
fotoğrafların da çok güzel.
Sana ne kadar teşekkür etsem azdır!
Ellerine, gözlerine sağlık!
Selam ve Sevgiler
Captain / 01/07/2005 11.38.16
nefis bir istanbul şiiri harika bir yazıyla bu kadar güzel bağlanabilir...tebrikler...sevgiler
Müjgan Yalız / 01/07/2005 12.09.30
sen inceliklerini korumaktan hiç vazgeçme. Yanında yürüyen ardından gelen çok olacaktır emin ol.
Bir de şu susam kokusu ile denizin kokusu birleşince... bir de iş Adalar'a gitmekse, hele ki iskelede böyle bir adam beklemekteyse...
Ahhh Leylaa! ellerine sağlık güzel kardeşim.
Celine Secim Cotton / 01/07/2005 12.29.33
Sayin Leyla Ayyildiz,
Hastahanedeyim.Bu yuzden esim,KM bakip print etti bana getirdi bende ondan bu mesaji size gondermesini rica ettim.Insallah basarili olur.Fotograflariniz hastahane odamda panoda, tum dr ve hemsireler bayildi.Bu guzellik, bu romantizm,bu mavi bu,bu......bende Iste Istanbul,Iste Avrupali olmayan Turkiyem,Iste AB'li olmayan ben Turk Kadini dedim.Onlarda Celine biz sizin tarihinizi ve Turkleri taniyoruz,tanimayanlar tanimaya calissin dediler.
Gelelim Yavas yavas aci cektirilerek oldurulen ISTANBUL'uma.Biz herseyi alkislayan ve herseye cabuk adapte olan bir Genetik yapiya sahibiz.Kendi fikrini ureten ve karsi gelen kisi ve kurumlarada karsi gelmek bizim icin hunerdir.Ayni Bazi kose yazarlari gibi herkes butarafta ben obur tarafta olursam daha unlu olurum gibi.Istanbul ile ozdeslesen bazi simgeler vardir.Bunlari kaldirirsak Istanbul siz farkina varmadan baska bir sehir olur ama adi halen ISTANBUL'dur.Benim acizane gorusum(Cunku artik kendi ulkemde TURIST oldum aci ama maalesef boyle).
VAPUR,HAYDARPASA VE SIRKECI GARI, ISTIKLAL CADDESI,KANLICA,RUMELI KAVAGI,BOGAZDA YENGEN YEMEK(Ben Unv.okurken 1969-70 yillari arkadaslarla gider yerdik)YESILCAM SK;BUB KAFETERYA(Simdi yok olmus),EMEK SINEMASI,SARAY PASTAHANESI,SULTANAHMET KOFTECISI(Simdi eski lezzeti yok),BAGDAT CADDESI,ADALAR,CAMLICA TEPESI,SAHIN TEPESI,EMIGAN KORUSU,VAKKO MAGAZASI,KARACA CANTACISI,DILBERLER,ATALAR,NEYIR,TITIZ(BAZILARI YOKLAR),SOKAK ARALARINDA DOLASAN VE ZIL CALARAK BAGIRAN YOGURTCULAR, PAMUKATTIRAN DIYEN HALLACLAR,ESKICILER,KALDIRIMLARDA COCUKLARINI PUSETLE PARKA GOTUREN ANNELER,KAPIYA GELEN SUTCULER,DOLMUSLAR,SINEMALARIN SUARELERI V.S.........
Okadar cokki ilk aklima gelenler.Evet ben de sayin yorumcu MUSAVIR ile ayni duygulardayim.Bunlar yok olurken ben ve benim yasitlarim(55) da yavas yavas yok oluyoruz gibi geliyor bana, cunku birseyler yapmaya calisanlar azinlikta.Sessiz cogunluk aman bana ne diyor ve alkislamasada kabullenmis oluyor.Iste bizim sorunumuz bu.Nedesem, ne deseniz, nedense ?????? ACI COK ACI BIR MILLET KI GECMISINE SAYGI DUYMUYOR, GELECEGI OLURMU????.Sanki bugun umitlerimin kirildigi bir animdayim,insallah Sizler orada canla basla calisanlar basarili olursunuz.Bana buradan sadece belki hicbir deger dahi verilmeyecek su satirlari yazmak kaliyor.Halbuki Istanbul'da olsam inanin saglik problemlerime ragmen bayragi en onde tasirdim.Sanki Olum basinizin uzerinde dolasirken daha bir cesur ve atak oluyorsunuz(Hos ben hep boyleydim) ama bende buradan RUMUZ kullanmadan ADIM VE SOYADIM ile HURRIYET,MILLIYET,gazetelerine yorum yaziyorum.Hatta MILLIYET YORUM KOSESI EDITORUNE BU YAZILAN TUM> OKUYUCU YORUMLARINI BIR KITAP HALINE getirmesini teklif ettim.RAHMETLI TURKIYENIN ILK SANAYICILERINDEN SAYIN SABAHATTIN SUNGUROGLU derdiki KIZIM "HAK VERILMEZ ALINIR"
Sevgili Leyla Ayyildiz, Bilincli,teknik,emekleriniz umarim kitlelere donusur ve basarili oluruz.
Ben derim ki neden insanlar kendilerini VAPURLARA ZINCIRLEMIYOR??????
NEDEN BIR GURUP HAYDARPASA ONUNDE YATIP KALKMIYOR?????
Buradan ahkam kesmeyim ama neden???
Evet teknoloji ama sinirli olsun.Cunku Medeniyet dedigin tek disi kalmis canavar yutar seni celik midesine de geride posa bile pirakmaz.Limiti bilmek lazim.
Hepinizi sevgi ve saygi ile kucakliyorum
Hakiki dogma buyume Istanbullu,Taklit Parisli
Celine Secim
Nuri Merzi / 01/07/2005 12.52.46
Yazınız uyarıcı, fotoğraflar iç açıcıydı. Hoş bir birliktelik. Beni düşündüren: özellikle son fotoğrafınız için çekmeden önce çok beklediniz mi. Beklediğiniz bu muydu. Yoksa daha fazla sabredemediniz mi. Yazıyı beğendiğimi söylemiştim değil mi.
Gulumse / 01/07/2005 13.07.39
Harika bir yazı olmuş Leyla' cım... İmza kampanyasına sayende katılanlardanım.
Sevgilerimle sarıldım boynuna.
Murathoca / 01/07/2005 13.21.55
Ellerine sağlık Leyla.
Şiir de sonrasındaki yazı da fotoğraflar da çok güzel olmuş ve birbirlerine çok güzel kaynaşmış.
Saydım. Uzun şiirde sadece 2 kere "vapur" sözcüğü geçiyor. Esas olarak bir aşk şiiri ama senin ustalığınla, sanki tamamı vapur şiiriymiş gibi yansıyor okurlara. Oradan da şöyle bir soru geliyor aklıma. "Bu şiir senin vapura mı, adama mı; adamın vapura mı; yoksa senin hepsine birden duyduğun aşkın şiiri midir?" diye.
Muhaliflik insanın ruhunda var ya; ben bir de karşı taraftan bakayım dedim vapur seferlerinin kaldırılması olayına.
İlk başta sandallar ve çok kürekçili tekneler işlermiş boğazda. Sonra yandan çarklı buharlı vapurlar gelmiş. Sonrasında bu gün bildiğimiz vapurlar. Kömürlü veya mazotlu. Hatta bu arada iki tane de köprü eklenmiş bunlara.
Beni düşündüren şu. Boğaz seferleri yukarıdaki değişimleri her yaşayışında bu günkü gibi duygusal bir sahiplenmeye kapılmış mıydı insanlar? Belki eski zamanlarda çoğunluğu hür teşebbüs sahibi olan kayıkçıların, ilk Şirket-i Hayriye vapurlarının çıkışında, duygusal sahiplenme ile değil ama belki de ekmek kaygısıyla ayaklandıkları veya yeni gelişmeyi kötüledikleri olmuştur muhakkak.
"Geçtiğimiz hafta sonu ruhsuz bir Deniz Otobüsüyle, ruhsuz bir Ada yolculuğu yaptım" demişsin. Aynı ruhsuzluk duygusunu o zamanlardaki insanlar da o gün için teknolojik bir gelişme sayılan şimdiki vapurlarımıza bindiklerinde yaşamışlar mıydı? Tramvay'dan Otobüse, veya buharlı trenlerden elektrikli trenlere geçişte aynı tepkiler oluşmuş muydu acaba? Bundan 80 sene sonra bizim torunlarımız da deniz otobüslerinin seferden kaldırılmasına tepki gösterecekler mi?
Bana kalırsa bunlar ilk tepkiler . Benzer değişimler genellikle ülkenin savaş içinde olduğu veya her konuda hızla kalkındığı dönemlere rastladığından insanlar yenilikleri sevinç ve coşku ile karşılamış olmalılar.
Bu gün ise sanırım o hızlı değişimlerin hayatımızı giderek mekanize hale getirmesinin sonuçlarını bizler daha net görüyor ve hayatımızda kalmış nadir "Eskileri" kaybetme endişesi taşıyoruz. Hızlanan yaşam, insana hayatın duygusal yanlarını görebilecek zamanı da kazandırdı. Ama bizler artık "Dur" veya "Aman biraz daha yavaş" demeye başladık. Yoksa bir gün tamamen robotlaşacağız.
Boğaz panaromasından güzelim yalıları, yemyeşil korulukları hızla kaybettiğimiz dönemlerden sonra bir yenisi daha kaypların arasına eklenmek üzere. En azından buna sahip çıkılması için gösterilen tepkilere yaptığın katkıdan dolayı seni kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Uyumsuz Penguen__ / 01/07/2005 14.00.22
gerçekten güzeL yazıLmış ve resmediLmiş bir şiir. ve devamı..
bu arada Murathoca'nın yeni şeyLerLe iLgil tespitine kuLak kabartmak Lazım derim... meseLa hergün kuLLandığınız bir araç mıdır VapurLar.. her gün geçenLer bu anLamda ne tepki verebiLirLer, zaman mı kazançtır onLara yoksa nostaLji mi..
sanırım bu iş ciddi...
ormancıLar ağaçLarı keserken bir tane ağacı Tanık oLarak bırakırLar... ''Tanık Ağaç'' şahitLik etsin diye...
boğazda bizede düşecek oLan bir ''Tanık Vapur'' sanırım...
seLamLarım...
Nihat Turan / 01/07/2005 14.12.01
yüreğinize sağlık.
Dikkatli1i / 01/07/2005 14.26.35
Anlatabilmek ne kadar güzel anlatabileni dinlemek okumak ayrıca güzel tek kelimeyle mükemmel
Aynalar / 01/07/2005 14.38.33
Ben İstanbul dışında yaşıyorum.Senede bir iki sefer giderim ve toplam 2-3 hafta kadar kalırım İstanbul'da.Belki de bu sebeple aynı duyguları hissetmiyor olabiliriz.Yazınızı okurken düşündüklerimi bir de baktım yorumlar bölümünde Murathoca ifade etmiş.Yani demem o ki;değişme ve gelişmeler ihtiyaçlardan doğuyor öyle değil mi?Nasılki şimdi boğazda sandallar ve sokaklarımızda faytonlar yoksa ve biz onları aramıyorak yarında vapurlarımız aranmayacak.
Bahsettiğiniz siteye girdim ve inceledim.gördüm ki üzerinde çok daha fazla durmamız gereken iki konu daha var:1-Yeni nesil deniz otobuslerinin dışarıdan alınması,2-İskelelerdeki İSKELE tabelalarının TERMİNAL şeklinde değiştirilmesi.
Bildiğim kadarıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında uçak üretmişiz bugün yok,demiryolu raylarını bundan elli sene önce üretebilirken bugün G.Afrika'dan alıyoruz.Üç tafrafı denizlerle çevrili bir ülkede denizciliğimiz nüfusu bir şehrimiz kadar olan Yunanistan'ın %1'i kadar.
Devlet ülkemizde rahatlıkla üretilebilcek olan araçları dışardan alırsa nasıl gelişecek bizim sanayimiz.Tersanelerimizde insanlar iş,evlerinde çocukları aş beklerken......
Bize ait olana sahip çıkmanız ve onu korumaya çalışmanız takdire şayan.Hatta korumaya çalıştığınız bir toplumsal ruh olması harikulade.
Ben bencilce bir şey daha söyleyeceğim,umarım kusura bakmaz vapur severler.Bu olaya tepkinizden dolayı yazmışsanız eğer bu harikulade şiiri,aslında iyi de olmuş vapurların kaldırılacağı dedikodusu.:)))
yüreğine sağlık.
sevgiyle kal.
Öykü Özü / 01/07/2005 14.55.10
yuregin kadar guzeldi Leyla Abla...
sevgiler...
Nİhat Capar / 01/07/2005 15.39.24
vapurumuvermiyorum!
EL CLASICO ''LA''
(harikulade fotograf ve siir...)
Gültekin / 01/07/2005 16.21.46
Tam üçü bir arada olmuş Leyla, ellerine sağlık .
Barut / 02/07/2005 1.18.56
Şiir güzel ve romantizm kokuyor.. çok begendim eline gönlüne sağlık..
Teknolojiye karşı durmak ise imkansız.. Hızlı feribotlar olacak mutlaka, bir iki tanede nostalji vapuru kalsın tabiki.. Adalara hafta sonu nostalji seferleri düzenlensin.
Şimdi cep telefonlarını atıp manyetolu telefonları mı kullanalım sırf nostalji olsun diye.. pc leri atıp telgraf mı çekelim.. böyle olsa nasıl okurduk yazını, Celine hanım paris'ten nasıl yazardı.. Bir de böyle düşünsek..
Mete Kaynaroğlu / 02/07/2005 15.29.43
Boğazı olmayan İstanbul ve vapuru olmayan boğazın benim için hiç bir anlamı olmaz. İstanbul'a ne zaman gitsem boğaza iner ve mutlaka günde en az bir kere sırf keyif olsun diye o vapurlara biner onun ağır ağır gidişinde boğazı kattetmek bana inanılmaz duygular yaşatır.
Harikülade yazı ve önemli bir konuya değinmişssiniz.
Sevgiler..))
Kutay / 02/07/2005 16.57.31
Leyla; ben de şehir dışındaydım. Bu gün okuyabildim. İstanbul'da yaşamasam da ara sıra gelenlerden biriyim. Her geldiğimde de mutlaka vapura binerim. Geçen yıl haziran ayında ailece gelmiştik. Çocuklar İstanbul'u ilk defa görüyorlar dı. Çocuklarımı özellikle vapura bindirdim. Hala anlatıyorlar ve bi daha ne zaman vapura bindireceğimi soruyorlar. Eğer kalkacaksa vapurlar, en kısa zamanda İstanbul'a götürmem lazım çocuklarımı.
vapur demek İstanbul demek; İstanbul demek Türkiye demek.
Zaten eskiye dair bir çok değerlerimiz, terkedilip tahrip edilmekte; biz biz olmaktan çıkmaktayız. Vapurlarımıza sahip çıkmamız ve başka güzelliklerimizi de yaşatmamız gerekir.
Duyarlılığın ve böylesine önemli bir konuda bizleri uyardığın için teşekkür ederim. Yazın da resimlerin de harika..
SEVGİLER. Varolasın...
Pastoral / 02/07/2005 16.59.16
yürEgine sağlık, dilerim herşey gönlünce olsun
Tuğba Çamlıbel / 03/07/2005 18.43.02
Leylacım illa şiir illa şiir diyorum. O kadar güzel ki...
O kadar etkilendim ki...
Sonsöz olarak verdigin msj çok güzel ancak şiirin ruhunu yok etmiş gibi geldi bana. Yani şiir msjdan dolayı güme gitmiş gibi...
Ben sanmıyorum vapurları kaldıracaklarını. Ama gereken yer neresiyse, tepkimizi verelim, dilekçe falan yollayalım el elden..
Ama yok...
İlla şiir, İlla şiir.
Öpüyorum güzel yanaklarından en kocamanından:)))))))
Roth / 03/07/2005 20.08.30
Leyla siir guzel fotograflar ayrı güzel zevkli kadınsın vesselam : )
Kaya / 04/07/2005 1.20.48
Ellerine sağlık, hepsi en güzel Leyla :)
Dolun / 05/07/2005 16.44.16
Bir ay aradan sonra dergiyi karıştırıyorum ve bazı yazıları okuyorum...şiiriniz,yazınız,fotoğraflarınız çok hoş elinize sağlık..elbette deniz otobüslerini kullanmak İŞİMİZİ kolaylaştırıyor ama vapurlarımıza binmek RUHUMUZU DİNLENDİRİYOR .Bende fırsat buldukça kendim veya arkadaşlarımla çıtır simit ,çay keyfini vapurda yaşarım.Sevgili öğretmen arkadaşlarımla boğazın havasını içimize çekip yirmi senelik anıları konuşmak için daha hoş bir ortam olamaz.Eğer istenirse boğazdaki bu sistemin korunacağına inanıyorum ve gönülden istiyorum...gelişmelere göre boğazda değişim yapmak için oy veren herkesin mutlaka bir anısı vardır yüreklerinin sesini dinleyeceklerdir umarım....
Yazan: Serpil Canikli
Şiir: 276118 - Istanbul'da Bir Vapur
Vakit; kavuşma zamanı,
Aylardan Haziran.
Adam gülümsüyor.
İstanbul gülümsüyor.
Vakit; kavuşma zamanı,
Aylardan Haziran.
yarın son gün kavuşmak lazım:))
teşekkürler bu güzel şiir için
Yazan: ergün çetin
Şiir: 276118 - Istanbul'da Bir Vapur
İstanbul ve sevda ve kavuşmak ve şiir, harika, kutluyorum
Yazan: Leyla Akgül
Şiir: 276118 - Istanbul'da Bir Vapur
Haziran kavuşup sarılmaların zamanı belki...
Tebriklerimle...Sevgiler
Yazan: morsalkımlısokak
Şiir: 276118 - Istanbul'da Bir Vapur
merhaba...şiirlerinizi çok sevdim...kutlarım...selamlar. (ibrahim/ede.öğrt./ist.)
Yazan: yakamoztanem
Şiir: 276118 - Istanbul'da Bir Vapur
Çok muhteşem bir şiir..şiir okuduğumu hissettim.yüreğiniz susmasın..tebrikliyorum,sevgimle...
Selam Leyla,
Teknolojiyle doğaya karşı mücadele edilirken düştüğümüz çukuru çok hoş
anlatmışsın, tebrikler ! Senin ahşap bir yelkenliyle ve rüzgarın
hızında
boğazda dolaşman gerekiyor :) Boğaz'ı, İstanbul'u ve denizi koklamak
için
bundan daha hoş bir yol bilmiyorum.
Ya Leyla, şiir harika ama ben şunu merak ediyorum: İnsanın bunları
yazabilmesi için gerçekten hissetmesi lazım. Adam iskelede mi duruyordu
yahu
? :))
Sevgiler.
Erhan Yanar
Bugün bir davet aldım. İstanbul çağırıyordu beni. Ben uzun zamandır ama
onda değildim. Yolda izde hep İstanbul'un başıma sardıkları ile uğraşır
olmuş idim.
Trafik,park sorunu,balık istifi otobüsler,metrelerce yürünen metro
çukurları ,O benden uzaklaştık ça ona yaklaşmaya çalıştım. ama olmadı.
Evet bir davet almıştım. Ne istiyordu benden diye baktım ve...
bir avuç Donkişotun yeldeğirmenlerine saldırmak için bir araya
geldiklerini anlayıverdim.
Yazdıkları doğruydu, istekleri makuldü ama amaları vardı.
Orhan Veli'den bir şiir ve bugün yazılmış Leyla Ayyıldız imzalı başka
bir şiir.
Öyle bir şehir ki şiiri bol.
Evet şehir ve şiir...
O vapurlar ki son kalesi o şiirleri yazanların üzerlerinde isimleri
yazılı ruhlarının dolaştığı dalgalar üzerinde oynaşan.
Çok güzel yazmış Sevgili Leyla:
''...Çağın illeti olan 'yalnızlık hastalığı'nın ne zaman başladığı
sorulmuş:
'Ne zaman mı? Saatte 240 km giden hızlı trende yan yana yolculuk
yaparken, dizleri birbirine dokunan ama birbirlerini tanımayan,
birbirlerini bir daha göremeyecek olan o iki insanla...'
evet ben de duydum ben de sarsıldım.
Şimdi denizde yalnız olmamızı istiyorlar. Birbiriyle diz dize ve yalnız.
yirmi dakika süren yol on dakikaya inecekmiş...miş...miş....
Sonra yan yana dizilecekmişiz .mişiz...mişiz...
İki televizyon yan yana sesleri birbirine karışarak seyredilecek kanalı
en külhanımız karar verilerek yapılacak seyahatler. Bir dakika filmin
sonunu kaçırdım mı diyeceğiz.
Filmin sonu henüz yazılmadı yazılmasında olumlu rol almak işte bize
düşen görev bu.
Boğazınıza sarıldılar ve sıkıyorlar. İzin vermeyelim.
Evet Leyla Ayyıldız'ın satırları ile dileklerine
katılarak...''İstanbul ve Boğaz siluetinin ayrılmaz parçası
Vapurlarımız. Zamanla yarışanlar için tabii ki Deniz Otobüsü seferleri
ilave edilmeli. Vapurlarımıza dokunmadan!''
Sevgiler
Sinem Terzi Akçay
Sayın Leyla Ayyıldız,
Öncelikle merhaba...
Kahve molası 'nda fotoğraflarınızla süslediğiz yazılarınızı okuyor idim. Okunası yazılar, arşivlenesi fotoğraflar olduğunu düşünüyor idim.
Çok çok güzel bir yapılanma olduğunu düşündüğüm kahvemolasi.com içinde çok çok güzel yazılar yer alıyor . Hemen hepsi iz bırakacak yazılar. Sevgili Cem çok güzel bir takım kurmuş. Belki de zaman içinde süzüle süzüle bu kıvama gelmiş. Ama olmuş.
Sevgili Cem Özbatur her yazısında bir adım öne çıkın der ya o dergide (sadece dergi demek yeterli değil) yayınlanan yazılar içinde sizinkiler sıradan çekilmediği belli olan fotoğrafların da desteklemesi ile iyice öne çıkıyorlardı.
İstanbul gözümüz önünde eriyor ve üzerindekiler sökülerek zarar veriliyor. Şimdi sıra boğazdaki inci gibi dişleri beyaz bembeyaz vapurlarımızı sökerek çekmeye çalışıyorlar. Kemik gibi olmalı sağlam durmalı ve paslı kerpetenle söküp yerine protez diş yapmaya çalışan diplomasız dişçilerin elinden kurtarmalıyız. tat almanın çok özel bir tat olduğunu yeni dişlerin kendinize ait hem de sağlam olan bu dişler kadar tat vermeyeceğini anlatmalıyız.
Bunu düşünürken sevgili Behiç Ak ve arkadaşları vapurlarımızı vermeyeceğiz kampanyası başlattılar. Bize de konuya sadece vapurlar olarak bakma daha geniş düşün diye düşündürdüler. Bugüne kadar çok konuda yazdığımı ve havanda su dövdüğümüzü düşündüren bu açılım enerjimin büyük kısmını çok sevdiği İstanbul'a yoğunlaştırma kararı verdim. Ve bir sabah İstanbul'da fikri doğdu. İstanbul'da yaşayan , İstanbul'da olmasa da düşünenlerin bir araya gelip fikir üretecekleri bir yapılanma. Bizim deyip büyütecek gerçekten duyarlı insanlar bir araya toparlanırsa yapabilecekleri var diye düşünerek başlatılan bir adım. Grup sayfasına ise sizin aylar önce kahvemolasına yolladığınız bir fotoğrafı koymuştum yazmalı ve izin almalıyım,ve hatta izin almalıyım derken bugünkü yazınız geldi vapurların,martıların denizin olduğu fotoğraflarla süzlü çok vurucu bir şiirle vuran yazınız.
Resminiz grupta asılı ,rızanız olmazsa indiririz. Ama sizi aramızda görmek isteriz . Ve sizin önereceklerinizi. Farklı düşüncede bile olsalar her türlü fikre saygı duyacak kişileri... Birlik olup birlikte hareket dip bir yerlere sesimizi duyurmalıyız. Suyun üzerinde giden nesli tükenmiş 36 beyaz kuğuyu suya yazı yazarak kurtaramayacağını bilen kişilerle bir şeyler yapılabilir.
istanbulda-subscribe@yahoogroups.com adresine gönderilecek bir mesaj ile bu yazışma grubuna üye olunabiliyor. Aramıza hoş geldiniz diyebilmek umudu ile...
Sevgi ve saygılar,
Ergin Sezgin,
Not:İlginçtir ki bugün bir temmuz ve yine ilginçtirki eskiden kabotaj diye bir bayram kutlanırdı. yaz oluşturulmaya çalışılan bielinden kurtarmalıyız.
|
| Bağlantı |
|
Ana Sayfa
Her gün yenilenmek için...
Kategoriler
Kategori yok
Arkadaşlarım
•
|