Leyla AYYILDIZ

22/12/2006 - KIRMIZI ALARM

Büyükçe bir karargahtı. Askerlerin düzenli ve sistemli bir şekilde çalışmasına olanak sağlayan bu yapının her katı farklı işlevler için ayrılmıştı. Yan tarafta bulunan hangar ve depolar ağzına kadar yedek malzeme ile doluydu. Yüzlerce asker, görevini eksiksiz olarak yerine getiriyor, hummalı bir çalışma devam ediyordu. Yukarı, aşağı, bir o yana, bir bu yana koşuşturan askerlerin yüzlerine dikkatlice bakıldığında her şeyin kontrol altında olduğunu hissetmek güç değildi.

Karargah yapısı inşa edilirken tüm detaylar düşünülmüş, birimler arası iletişimin en hızlı biçimde gerçekleştirilmesi için, sürekli birbiriyle etkileşim halinde olması gereken mekanlar yan yana getirilmişti. Kusursuz bir yapıydı. Yapının tam ortasında acil durumlarda herkesin toplanacağı büyükçe bir salon vardı.

Tüm bu düzen, olabilecek herhangi bir saldırıya karşı hazırlıksız yakalanmamak içindi.

Yapı; çok gelişmiş bir merkezi ısıtma sistemiyle ısınıyor, sıcaklık gün boyunca en ideal derecede tutuluyordu. Her türlü hava koşuluna karşı özel bir yalıtım maddesi ile binanın dış kısımları kaplanmıştı.

Giriş kapılarındaki güvenlik güçleri, özel olarak yetiştirilmişti. Bu kişilerin üzerlerinde özel zırhları vardı. Çok sıkı bir güvenlik sitemiyle korunan bir karargahtı burası.

Askerlerin tümü çok resmi görünüp, işlerini ciddiyetle yapıyor olsalar da, çok da neşeli ve huzurluydular. İşlerini keyifle yaptıkları belliydi.

Güneş enerjisinin en geniş açıyla içeriye alınabildiği, en üst kattaki bu büyük salonda, bir toplantı başlamak üzereydi. Katılımcılar yavaş yavaş içeriye girip, masa başındaki yerlerini almaya başlamışlardı bile. Masa etrafında oturacak yer kalmadığında, kapı kapandı, askerler oval masa etrafına toplanıp, toplantılarına başladılar.

Tüm, bu rütbeli, ciddi görünümlü askerlerin, birbirlerine karşı tutumlarına dikkat edildiğinde, aslında burada hiçbir emir komuta zincirinin olmadığı, yönetici ya da üst düzey rütbeli bir askerin bulunmadığı, herkesin bir diğerinden, görev farklılığı dışında, herhangi bir üstünlüğünün olmadığı açıkça seçiliyordu.

Aynı zamanda da eğlenceli bir yerdi burası. Toplantı; selamlaşmalar ve alçak sesli şakalaşmalarla başladı. Katılımcıların her biri ayrı ayrı söz alıyor, diğerlerinin değerlendirmesi üzere, savunma sistemlerinin geliştirilmesi hakkında bilgi ve önerilerini anlatıyordu.

Konuşmacılardan bir tanesi söz alarak; kent sistemleri hakkında kısaca bilgi verdi. Çok gelişmiş kent sistemlerine sahip medeniyetlerinde, her türlü alt yapı hizmetinin halen eksiksiz olarak devam ettiğini belirtip, yeni kent tasarımlarında oluşabilecek göç ve büyümeye karşı önlemlerin alınmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini vurguladı.

Tek problem dışarıdan gelebilecek kimyasal ya da biyolojik saldırılardı. Özellikle kimyasal saldırılara karşı, bilim adamları tarafından yapıların korunmasına yönelik yeni çalışmalar yapılmıştı. Yapı içerisinde yaşayanların dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı koruması için hazırlanmış bu yalıtım malzemelerinin tüm binalarda kullanımına özen gösterilmesi gerektiğine değinildi.

Toplantı olanca hızıyla devam ediyordu.

Bu sırada katılımcıların birinin önündeki dosya gürültüyle yere düştü. Hepsi o yöne doğru bakıp, sakar meslektaşlarına gülümseyerek onu rahatlattılar. Sırası gelen, ancak bu konuşmaya henüz hazır olmadığını anladıkları bu meslektaşlarından konuşma sırasını alarak, bir başka arkadaşlarına sözü verdiler.

'Milyonlarca yıllık deneyimimizle, bireysel çıkarlardan uzakta, sosyal bir yapı içinde yaşamayı öğrendik. Kollektif çalışma bilinciyle kendi aramızda uyum içinde yaşıyoruz. Bunlar ilk işitildiğinde, sıkıcı, hiyerarşik bir düzen varmış gibi görünse de, bizler bu topluluk içinde huzur ve mutluluk içinde bulunuyoruz. Hırslardan, kişisel çekişmelerden, bireysel çıkarcılıktan, kavgalardan uzak, grup disipliniyle yaşamayı çocuklarımıza da öğretiyoruz. Tek başına yaşayan tek bir canlı söyleyebilir misiniz bana. Öz verili bireylerin oluşturduğu bir topluluk olmaya tabii ki devam edeceğiz.

Kentlerimizde hiçbir sosyal çatışma olmaması, hiçbir zaman jandarma ve polis gücünü gerektirecek bir olayın vuku bulmaması bunu ispatlıyor. Ne zaman bir polis ya da jandarma gücümüz oldu ve ne zaman kendi bireylerimizden herhangi biri, hepimizin emeğiyle oluşan bu düzeni bozacak bir davranışta bilerek, isteyerek bulundu? Hiçbir zaman... Ancak, bu savunma mekanizmamızın atıl kalmasını gerektirmiyor. Her dönem olduğu gibi oluşabilecek her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olmalıyız.'

Bir yandan yeni servis edilen, mis kokulu, sıcak kahvelerini yudumlarken, önlerine sunulan raporları incelediler. Bu raporlarda nüfusun fiziki yapısı, iş ve meslek dağılımları, çalışma şartlarına yönelik istatistik ve araştırmalar vardı. Bunların hepsi, çok çalışkan bir topluluk olduklarını ispatlıyordu.

'Son modern algı mekanizmalarımızla, üstün iletişim ağımızla fark ediyoruz ki; gizli güçler tarafından her hareketimiz izleniyor. Olabilecek her türlü saldırıya karşı gerekli önlemleri şimdiden almayız. Kimyasal ya da biyolojik her türlü saldırıyla karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle savunma sistemimizi daha da geliştirmek durumundayız' diyerek söze devam etti birisi.

'Aramızdaki iş bölümüne yine özen göstermeliyiz, unutmayalım ki birimiz hepimiz için, hepimiz de birimiz içiniz', diyerek söze başladı bir başkası... 'Genç ve deneyimsiz olanlarımız kent ve karargah içi çalışmalarına devam ettirilmeli, daha tecrübeli olanlara ise dış görevler verilmeli. Her meslek grubunda uzman eleman yetiştirmeye devam edilmeli.....'

.... diyerek, biri sözlerine devam ederken, patırtılı seslerle toplantı salonunun kapısı açıldı, içeriye büyük bir kalabalık doluştu. İçeri girenlerin her biri farklı şeyler söyleyerek bağırıyordu. Bir süre neler olup, bittiğini kimse anlayamadı.

İçlerinden bir tanesi kekeleyerek şunları söylüyordu:

'Acil durum, acil durum!... Nöbetçilerimizden çok önemli bir haber geldi; küçük bir çocuk yuvamızın girişini elindeki dal parçasıyla eşeliyormuş. Açılan oyuk gittikçe büyüyormuş. Kırmızı alarm, karınca yuvamız yıkılmak üzereymiş. Kırmızı alarmm!!!...'

Leyla Ayyıldız

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-05-05 00:30:24 - taktir

Yazan yalçın sebya koçer
ben ömrümde olağan üstü güzel ,bi o kadar kalemi kuvvetli, oldukça iyi bir fotografcı ...;kısacası on parmağından süzme bal damlayan bir birini tanıdım ...o Leyla dır...

yazılarınıda şöyle bitirir Baki Sevgiler...............

hakikaten baki sevgiler leyla ..alkışlıyorum
Bağlantı

2006-12-22 15:02:47 - Kahve Molası'nda Eklenenler

Yazan leylaayyildiz
Metin Öz / 29/04/2005 7.40.52

günaydın : yazın güzel,gülmekte güzel, beni sabah sabah güldürdüğün için teşkkürle.......sevgi ile kal


Akşamyıldızı / 29/04/2005 9.39.36

Masa,rapor ve kahve kelimeleri olmasaydı daha da yüksek sesle gülecektim:))



Kutay / 29/04/2005 10.00.31

Günaydın Leyla;
güzel yazı .. kutlarım... çok şükür anlamadığım hiç kelime yok:) Varolasın..


Emenem / 29/04/2005 11.55.39

Çalışkan kelimesini görür görmez " herhalde karıncalar " dedim.
Hikayenin sonunda ki " küçük çocuk ve dal parçası " karıncanın gözü ile farklı ve karıncaya göre büyüklüğü belirgin olarak vurgulansaymış , bizler bunu küçük bir çocuğun yaptığını algılasaydık daha mı hoş olurdu diye düşünüyorum.
Merkezi ısıtma sistemi , özel bir yalıtım maddesi , güneş enerjisinin en geniş açıyla içeriye alındığı , alt yapılar , kentsel tasarım gibi mimari detaylar karıncaların yaşam biçimlerini hayal ettiğimiz zaman cuk diye yerine oturan olgular olmuş.
Okuduğum bir yazıda " karıncaların buğday tarlaları oluşturduğunu " hatırlıyorum da .
Sevgili Leyla , nedense bu tür kurgulanmış hikayelerini okumaktan daha fazla zevk alıyorum.
Teşekkürler ..



Emenem / 29/04/2005 12.14.24

Düzeltme : yanlış hatırladım " buğday tarlası deil mantar bahçesi oluşturuyorlardı.. kendileri için gerekli olan proteini elde etmek için..


Mutesabih - Celal Kılıç / 29/04/2005 12.14.57

Bugünlerde değişik açılımlara karşın geliştirmek zorunda kaldığım savunma konseptime uygun bir yazıydı. ısmarlasam böyle olmazdı herhalde :) güzel bir zamana denk geldi. ama şimdilik kısa. esasını yarın yazacağım.


Gulumse / 29/04/2005 12.16.42

Çok güzeldi... Süpriz final. Eline sağlık Leyla' cım... Teşekkürler.


Mete Kaynaroğlu / 29/04/2005 12.45.37

Çok güzel bir öyküydü... özellikle bir şey dikkatimi çekti; bir topluluk projesinde hep uzmanlardan oluşan bir konsey oluşmakta ve de "diğerleri" belirtilmekte. Bence hayal gücümüz bu ikisinin arasındaki ilişkileri anlatan türden olsa.. güzeldi...sevgiler..))



Tuğba Çamlıbel / 29/04/2005 14.21.19

Karınca kadar olamıyoruz diyesim geldi birden.
Karıncalarla ilgili yakın zamanda öğrendiğim birşey var. Karıncanın çıkardığı gazın(yani yellenmesi:) ), atmosferde bir faydası olduğunu söylediler. Ama ne faydası olduğunu unuttum:=)
Sevgili Leyla, güzel bir yazıydı ders almak isteyene. Şahsen ben bir ders çıkardım yazından. Sevgiler kere sevgiler....


Eniste / 29/04/2005 16.13.43

Güzel bir kurgu olmuş, ellerine sağlık La'cığım...



Tuğba Çamlıbel / 29/04/2005 17.06.49

Arkadaslar saygısızlıga gerek yok..
Yazıya yorum yapın koseye degil...



Bonjuree / 29/04/2005 17.17.51

terbiyesizliğin luzumlu olduğunu düşünenler belli ediyor kendini.hayır,madem terbiyesizlik yapacaksın neden kendini belli ediyorsun.yap ve uza daha sonra.
amaç;zekadan ne kadar yoksun olduğunu bilmemiz mi?
eh,eywallah o zaman :))

gölge düşürülemeyecek güzellikte seyredilen yazının yazarına selam ederim;

elinize sağlık



Fa / 29/04/2005 19.22.21

Önce, birkaç bin yıl sonrasına ait, ütopik veya bilimkurgu bir öykü okuyorum sandım. Çok da sevinmiştim çünkü gerçekleşebilmesi için önce hayal edilmesi gerekirdi, "denizler altında yirmibin fersah" gibi... Bu güzel öykü ile, bugünkü nafakamızı da çıkardık çok şükür. Emeği geçenlere teşekkür, sevgi ve saygılar.


Halil Taşkın / 29/04/2005 19.42.01

Merhaba Leyla Hanım, Uzay mı dıyelım kainat mı, veya yaratılmış olan her ne var ise desek belki daha kapsamlı olur. Biz yeryüzündeki canlılar bu sistemde bulunan onbinlerce alem(belki boyut) içinde bir alemi(boyut,sistem...) oluşturuyoruz. Biz canlılar aleminde binlerce belki yüzbinlerce çeşit(tür,cins her ne dersek) vardır bilindiği gibi. Her birinin kendi düzeni, sistemi, işleyişi ve yaşam şekli var. Bu yaratılmış olan tüm alem öyle komlike ve bir o kadar da yalın ki... Çok şeyler söylemek mümkün elbet. Onların onların içlerinde gezinmek ne kadar farklı bir duygu ancak gezinen bilir! Bu insan denen canlının var oluşundaki en hızlı seyahat aracı olan düşünce ile gerçekletirmek mümkün ancak sanırım. Hissedip ifadelere dökmekde ayrı bir yetenek, kutlarım gerçekten. Sevgiler güzel olan tüm aleme ve özelde insanlara.
Merak: Amak-ı Hayal diye bir kitap vardı bir zamanlar okudunuz mu bilmem.


Halparslan / 29/04/2005 23.29.39

büyük var mı? küçük var mı ?
bir de ruha saldırılara karşı kırmızı alarm var mı? Yazınızın rengi solmasın.



Sedat Tüvar / 30/04/2005 15.01.33

Karıncalar ilgi alanımda olduğu için özenle ve çok severek okudum.. Teşekkürler


Mutesabih - Celal Kılıç / 30/04/2005 15.26.59

Hiç bir şey sebepsiz değil ve hiç bir zerre de resmedilen tesadüfî değil. Mikroskobik cismanilerin şimallerinden, cemallerinden ve kemallerinden uğraşlarına her şey kayda değerdir on sekiz bin âlemde… Ve kaydedilir salise salise. galaksilerdeki nümayişten tutun taa Küre-i arzın bağrında neşet etmiş böcekler alemine dek. Vardır bir sebebi her şeyin ve her şerrin. Ocakların künfeyekün olması, baharların savrulup çöpe atılması, yazların kahhar sıcaklara gebe kalması, savaşların canını aldığı masumlardan tutun taa çıldırasıya bir bıkkınlıkta yaşam sürenlere dek. Bedeline mukabildir hayat, hayat bulanlara, abı hayatı yudumlayanlara, yokluktan varlığa adımını atmışlara. Cevizin şifresi çözülemez ya, bu yüzdendir. Amak’ı hayali her gün mezarlıklarda aramamak kulağın sağır olduğuna delalet midir, yoksa bu gafletten de öte bir dalalet midir? Küçük hesapların büyümesi, büyüklerin küçük hesaplara kurban gitmesiyle eşdeğer tutulamaz hiçbir zaman. Denilebilir belki de defteri dürülesilere; "sizin için dolmuştur artık zaman". Bu yazı bana Asa'sından önce Musa'yı hatırlattı, Küçük bir sandıkla çıktığı kutlu yolunda asli vazifesi olan Firavun'un bütün aidiyetini yerle bir etmesiyle neticelenen yolculuğunu birde. Evet, Musa'da ilk başta küçük bir hesaptı. Ama asırlara mühür vuracak bir yaşama imza attı. Firavun Vaad olunan bir kelamdaki aktör olmaktan öteyi arşınlayamadı. Hayatın çekirdek hücresinde ilk düşünce filizlenir, sonra kelama tercüme edilir, sonra makes bulursa yüreklerde, eylem adını alır, düşünce yoğrulur, çığ olur, meydanları doldurur, bayrak olur, devlet olur, dert olur. Bir bakıma da çoğaltılan bir düşüncedir hayat..ya da karınca...


Gültekin / 30/04/2005 15.35.27

Güzeldi ve de değişik.Eline sağlık...


Kutay / 30/04/2005 15.41.02

Bu kervan yürüyecek, yeni katılımlarla ve paylaşımlarla büyüyecek. Meyve veren ağaç taşlanır..Seni seviyoruz.. İyi ki varsın..


Elephas / 01/05/2005 10.39.05

Sevgili LA, siz de benim gibi şaşırtmayı seviyorsunuz...
Doğu'nun çalışkan kadınlarını çağrıştırdınız..
Sevgimle Burak Ü. KILIÇASLAN


Kaya / 01/05/2005 20.50.15

Yine en güzeldi.. tesekkürler :)


Mirror / 01/05/2005 23.05.15

''milyonlarca yıllık deneyimimizle.......''!!??
insanoğlu dahi üstün akla sahip olduğu halde,
bu denli kusursuz yapıya ulasamamışken
haşeratınkini tecrubeyle nitelendirmek...


Tirtil / 01/05/2005 23.12.39

Leyla cok kritik ve iddali bir konuda biraz U.S.A yapimi olmus.
pek sevemedim. Firlama cocuk ok zekide olsa bana yetmedi.
Sen daha onemlisin bir dahaki sefere. Yazdigim yorum asla kritik degil
sadece ozel zevkim. ellerine saglik



Zeycan Irmak / 04/05/2005 8.54.31

29.Nisan tarihinde Çeşme'deydim, biliyorsun. Kaldığımız otelde internet vardı fakat bi uğrayıp yazıları okuyacak boş vaktim olmadı desem yeridir... anca sıra geldi :)

Sende olan bende, bende olan sende fazlasıyla var... bunu ikimizde farkındayız ;) yazının sonunda okuyanı bir sürprizin beklediğini tahmin etmiştim ;) Sana yakışacak türden, akıcı, zeki, muzip bir hikayeydi... Sen Yaz'maya ve de Yorumlamaya devam et... Güzel kal emi ;)

Sevgimle

Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Ana Sayfa

Her gün yenilenmek için...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım