Leyla AYYILDIZ

22/12/2006 - ÖĞRENİLEN MASALLAR

Küçük erkeğim,

Şu an, içeride mışıl mışıl uyuyorsun. Üzerindeki tek gölge; meleklerin kanatları. Dudaklarında ise, büyük ihtimalle sana anlattığım son masalın tebessümü var. Bu gece de sana, şu beş para etmez, uyduruk masalımı anlattım. Dinlerken yine kıkır kıkır güldün. Hani, gizlice arabaya aldığın kertenkele arka cama yapışıyor da, arkadan gelen şoförlere muziplikler yapıyor, sense onu kavanozuna geri koymaya çalışıyorsun, hani, sesimi değiştirip, yüzümü cama yapıştırmış gibi yapıyorum da, 'Bir daha yap' diye, kahkahalar atıyorsun ya, işte o masal.

Keşke, yaşam sana anlattığım kadar güzel olabilseydi. Oysa, iki kişilik dünyamıza almak istemediğim sorunlarla boğuşuyorum bu ara. Bu gece de sana masal anlatırken, aklım hep başka yerlerdeydi. Dünyanın renginin senin için boyadığım renklerden çok farklı olduğunu anlatan, başka masallar düşünüyordum; öğrenilen masalları.

Yaşamın gerçek renklerine büründüğünü görmeye başlayalı beri, bu masalın satırları birleşip, kuyruğuna yenilerini ilave ediyor ve zihnimde bağıra çağıra naralar atıyor;

Evvel zaman içinde,
Kalbur saman içinde,
Küçük bir çoban varmış.
Sürüsünü alarak,
Kavalını çalarak,
Dağlara çıkarmış.
'Kurt var!' 'Kurt var!'
Diye bağırmış,
Köy halkını çağırmış.
Köylü koşup, gelmiş,
Meğer, kurt falan yokmuş,
Hepsi yalanmış.
Kurt nerede miymiş?
Çok acıkmış,
Arkadaşlarıyla birlikte
Yiyecek arıyormuş.
Az gitmişler,
Uz gitmişler,
Dere, tepe düz gitmişler,
Bizim çoban ve sürüsüyle
Bir türlü karşılaşamamışlar.
Açlıktan ölmek üzerelermiş,
Büyük bir halka oluşturup,
Hızla koşmaya başlamışlar.
Koşmuşlar, koşmuşlar,
Koşmuşlar.
Hızla, hızla, daha hızla.
Taa ki,
İçlerinden biri yorulup,
Düşünceye dek.
İlk düşeni,
Parçalayıp, yemişler!
Kurtlar sofrası!
O sırada çoban hala,
'Kurt var, kurt var'.
Diye, bağırıyormuş.
Sesi duymuş bizim kurt.
Karnı tok, sırtı pek.
Hani, tatlı niyetine
Bir iki kuzu, bir de çoban,
Hiç de fena olmazmış.
Dalmış sürünün içine.
Küçük çoban şaşkın,
Yine, 'Kurt var, Kurt var'
Diye bağırmış,
Köy halkını çağırmış.
Fakat kimse inanmamış,
Yalancıyı kurt yemiş.
Tüm bu olanları
Bir akrep izlemiş.
Kurt, akrebi görünce,
'Gel, buyur' demiş.
'Sen de ye'.
Akrep, teşekkür edip,
Karnını bir güzel doyurmuş.
'Susadım' demiş,
'Su da verebilir misin?' ...
Karnını ovuşturmuş kurt.
'Derenin kenarına gidelim',
Dişlerinin arasında et parçaları,
Kana kana içmişler suyu.
Akrep, rica etmiş;
'Beni karşı kıyıya geçirir misin?'
'Hayır' demiş kurt.
'Seni hiç sırtıma alır mıyım,
Sokarsın beni.'
Kurt haklı;
Akrep bu, sokar.
Binlerce kez yemin etmiş akrep,
'Ant olsun ki,
seni sokmayacağım'
Kurt dayanamamış,
Kabul etmiş.
Almış sırtına akrebi,
Yavaş yavaş geçmişler dereyi.
Tam karşı kıyıya ulaşacakken,
Sokmuş akrep kurdu.
Can çekişirken,
Acı ile sormuş kurt;
'Neden, neden yaptın bunu?'.
Akrep gülmüş,
'Neden mi?'
'Huyum bu!'

Böyle sürüp gidiyor, her yeni deneyimde, bu masalın kuyruğuna başka bir şey ekleniyor. Yaşam sana bunları anlatmak zorunda mı? Zorundaysa, ne zaman anlatır bilmiyorum. Dileğim az acı çekmen.

Şu an mışıl mışıl uyuyorsun ve ben dua ediyorum.

Leyla Ayyıldız

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-12-22 15:09:49 - Kahve Molası'nda Eklenenler

Yazan leylaayyildiz

Eylül H.polat / 01/04/2005 5.48.57

Leylacim uykum gelmisti (eh sabah olmak uzere) bir masal okuyayim da uyuyayim dedimdi.. off be ne diyeyim sana anlatilir mi bu masal minicik okura.. :) pek senlik bir yazi degildi bu ama olsun...
oglucuguna kurtsuz, akrepsiz hatta cobansiz bir hayat diliyorum..
sevgilerimle..
(zzzZ..zzZzzZ...z) :))



Nadya Alpkonlar / 01/04/2005 6.48.20

Ben küçükken bu şarkıyı söylerdik:

Yalancı, yalancı, sana kimse inanmaz...
Yalancı, yalancı, sözüne kimse kanmaz...

Çocuklugumu hattırlattığın için teşekkürler.
Eline sağlık.


Rebeka Behar / 01/04/2005 7.39.16

niye? nesi var ki kurtlu cobanli vs masalin? gayet guzel ve anlamli bir masal iste.

cocuklara asil bu masallari vakitlice anlatalim ki kurtla kuzuyu ayirdetmeyi, yalanciyla dogrucuyu gorunce tanimayi ogrensinler. suni olarak uzatilmis masumiyetlerde, dunyayi tanimayan safiyetlerde, ruh inceligi ile ruh marazini ayirdedemiyecek saftirikliklerde pek oyle ahim sahim bir numara da, cazibe de yok.


Zeycan Irmak / 01/04/2005 8.58.04

Leyla... Canım Leyla...

O ilk paragraf.. okumadım, yaşadım... yaşıyorum da... sonrasında anlatılan masal... Ah mümkün olsa, gözümün bebeğinden sakındığımı, pamuklar içinde yaşatırım ama...

zaten onlar çoktan hayata ucundan bulaştılar. Sana, bana düşen izlemek, düşmemesi için hep tutmak değil ama; takibinde olmak ve düştüğünde kanayan yaralarını temizlemek şefkatle...

Dilerim, dilerim tüm çocukların/çocuklarımızın yazgıları iyi olsun... kötüyle hiç karşılaşmasınlar...

Sevgimle...


Kutay / 01/04/2005 9.27.29

Sevgili Leyla;
hepimiz annelerimizin gözbebeği idik. Bizi herşeyden sakınırlar,öğütler verirler, himaye ederler di. Ama hayat çok farklı ve acımasız. Bazı şeyleri illa ki yaşamak gerekiyor. Bazılarımız kurt, bazılarımız kuzu, bazılarımız da yalancı çoban oluyoruz hayatın akışı içerisinde.

Anneleri en çok gördüğünüz yerlerden biri de adliye koridorlarıdır. Orada mağdurun ve sanığın annesini görürsünüz. (Babalara neden se pek rastlamadım )Çocuklarının hiç bir duruşmasını kaçırmazlar. Çok ağır bir suçtan yargılansa da, çocuğu onun gözbebeğidir, mağdur, belkide maktül; O da annesinin gözbebeği, kuzusu idi.

Maalesef bazen kuzular kurtlara yem olur. Çocuklarımızı ne kadar hayata hazırlamaya çalışsak ta, bazen herşey istediğimiz gibi gitmez . Acılar, mutluluklar hep yaşadığımız ve yaşanacak şeyler. Sevgiler.... Varolasın...


Mülteci / 01/04/2005 9.38.30

(vestana1)..leyla,leyla!..vaveyla koparttın babannemsiz geçen yıllarıma..ama benim masallarımda hiç kötü hayvan yoktu,ayı kardeşim yaralı eşkiyam mir Mahi"ye ininde Ayvaz olup yarasını yalayarak iyileştirirdi..kurt kardeşlerim,köpeklerin boyun izlerine gözyaşı dökerlerdi..Ama,tabii,biz dağlardan yazıya ve metropole geç kalmıştık,sizin çocuklarınızsa kalıp-bir kardeşlerim insanların kendi elleriyle yarattıkları cangılla boğuşmak zorundalardı..lütfen antropomorfik kusurlarımızı ve sübjektifliğimizi hayat-bir can kardeşlerime yüklemeyiniz.::)))))..başka bir yol bulunuz yeğenlerime,mesela yerli fabrikasyon mafia filmleri seyrettirip direk konuya gidebilirsiniz hani..:)))..özet:..ah babaannem ah!!


Gültekin / 01/04/2005 9.52.30

Yakışıklı oğlunla en güzel günler sizlerin olsun. ellerine sağlık.


Gulumse / 01/04/2005 10.07.09

Oğluşunu öperekten, sevgilerimi sunuyorum... Senin gibi bir annesi olması büyük şans.

Sevgilerimle.



Filiz / 01/04/2005 10.21.31

Sevgili Leyla,
bence cok cok guzeldi. Analar tahtini yaparmis bahtini degil. O taht da nereye kadar tahttir bilinmez. Ben de senin duana en icten dileklerime katiliyorum. Insallah ogrenmesi gerkenleri cok hirpalamadan ogretir hayat. Herkese farkil ogretiyor biliyorsun icindeki aci ve mutlulukla. Masallar hep tatli biter. Ama birilerinin gercekleri de cocuklara anlatmalari gerekir. Rebeka'ya katiliyorum. Anlatilmali. Farkli olarak soyleyebilecegimse mumkun oldugunca vakitlice anlatmak olabilir. Yasinin, caginin gerektirdigince. Bazi seyleri cok erken ogrenmenin getirdigi agir yuk baskadir zira. Cok iyi olmus bu yazin diyerek opuyorum seni.


Temmuzz / 01/04/2005 10.25.52

Allah hepimizin evladını bağışlasın ve iyi günler göstersin...
sevgiler leyla....


Bilgeninelkitabi / 01/04/2005 11.05.37

sevgiLi LeyLa,

daha açık anlatmalıydın derdini...

verdiğin mesajdan hiç birşey anlamadım...
hadi çobanı anladık... kurdu da anladık da akrep neyin nesii...


ben masal dinlemeden büyüdüm... çözemedim...


selamlarım...






Metin Öz / 01/04/2005 11.43.00

Günaydın, benimde bir oğlum var hiç masal dinlemeyi sevmez .İşten erken geldiğim akşamlarda o yatarken gel sana masal anlatayım değimde yok istemiyorum der ne kadar ısrar etsem de kabul etmez kızım işe tam tersi idi her gece bir masal beş kere tekrarlatırdı.

Çocuklarımız bizim için dünyanın en değerli varlıkları onların mutlulukları için her şeyimizi veririz hatta kendi mutluluğumuzu bile .oğlum benim için çok değerlidir bana mutsuzluğu armağan etmiş olsa da onu çok severim saçınım bir telline zarar gelmesini istemem .

Hayat böyle her şey onların mutluluğu ve gelecekleri için… Bazı sevdiklerimizi onlar için kaybet sekte büyük acılar çeksekte onlar her şeyin üstünde …..Bazen düşünürüm sevgiden dolayı bu kadar acı neden diye sorgularım onun için sevginin kendisinden zaman zaman nefret etmek istiyorum .Dünyada sevgi duygusu olmasa nasıl olurdu? …………..



Kardelen / 01/04/2005 12.30.09

söylenenler söylenmiş. bana sevgiler ve bu güzel dilekleri tekrarlamak kalıyor...

sevgili Metin Öz. yaşanan şeyler yaşan(a)mayan şeylerle eşit mi? bir yarımızı diğer yarımızdan sebep kaybetsek bile kalan yarımız bizi tamamlamaya yetmez mi? biz aslında kaybedilen ve kalan yarılarımızla tamamlanmaya çalışılan bir yarım mıyız?-hiç tamlanmayacak olan-

sevgiler, hepinize.



Mete Kaynaroğlu / 01/04/2005 13.15.46

Geçen gün bu sayfalarda, babalar ve "genç hanımlar"ına ait hoş bir yazı okumuştuk. Bu seferde anneler ve "genç erkekleri" ne ait yine güzel bir yazı ile karşılaştık.
Çocuklar ve anne ve babaları bütün bunlar bu kadar güzel şey işte...

Sevgiler..))


Funda Güven / 01/04/2005 13.20.03

Bence o küçük erkeğin büyük bir meleği var :)
Yüreğine, içtenliğine sağlık. Öyle sıcacıktı ki...
Sevgiyle,



eniSTe / 01/04/2005 17.10.36

Benim oğlan da küçükken benim uydurduğum bir masalı pek severdi. TIR Masalı. Arabalara, tırlara meraklı diye yazmıştım. Mavi bir TIR varmış diye başlıyordum anlatmaya... Bi tane daha anlatsana deyince aynı öyküyü Kırmızı Tır, bi daha deyince Sarı Tır şeklinde.. :-))) Aklıma geldi nedense... Ellerine sağlık LA...


Metin Öz / 01/04/2005 19.15.12

Sayın Kardelen,insan bir yarısını kaybederse hiç birşey onun yerini olduramaz o sizin ruhunuzla bütünleşendir Hiç onun elini ruhunuzun üstünde dolaşırken hissettiniz mi ? bu çok başka bir şey anlatmakla olmuyor yaşamak gerekiyor.insan hayatında her şeyin yeri başka hiç biri bir diğerin yerine geçmez siz diğerlerini ön plana çıkartarak ruhunuzu avutmaya çalışırsınız ama hur eşiniz yanınızda yok ise bir yarınız her zaman yarım kalacak bu duyguyu bulup ta kaybedenler bilir. Ama HAYAT HER ZAMAN GÜZELDİR eğer hayata ne kadar bu gözle bakar ve elinizdeki değerlere ne kadar sahip çıkar ve onlara sıkı sıkı bağlanırsanız o kadar az acı çekersiniz. Bu da her zaman olmuyor bazen o el gelip ruhunuz üzerinde dolaşıyor………….. EVET hayat her zaman güzeldir ……Bu duyguyu yaşamamanız dileği ile iyi akşamlar


Falcinur / 01/04/2005 22.18.24

Dadaşımın da dilediği gibi Allah hepimizin evladını bağışlasın ve hayırlı günler göstersin Leylacım. Neşe ve mutluluklarla dolu bir hafta sonu dileklerimle.


Tirtil / 02/04/2005 0.09.17

Leyla teyze Leyla teyze,
Kurtllarinda cocuklari var. Onlarda kendi dillerinde cocuklarina masal anlatiyorlar.Neden doganin kosullarina aykiri kurtlar?
Neden misal oluyorlar. Korkutma onlarla insan cocuklarini lutfen, cunku yaratilmisin her varligiinin doga ozelikleri var dimi? Kurt kurttur.Acsa yer yani


Tirtil / 02/04/2005 0.12.09

pardon Leyla kusur kimsede degil yeni makinada vakitsiz dudunmeden bastim dugmeye,kusura bakma olurmu?
Buumuste kuculmus
Masal dunyalarinin buyuyemiyeni
Banu K.C


Eylül H.polat / 02/04/2005 15.20.12

Rebekaya not ; biseyisi yok masalin, aksine cok seyisi var :) Ilham verebilcek kadar... (tam uykuya gidecekken, oturup sayfalarca yazi yazdim, yapilir miydi bu minicik okura :) Leylacim bu arada tesekkurler ;))
ama yinede bir cocuga anlatirken bu masali, parcalmislar etlerini koparmislar gibi kelimelerin kullanilmamasi taraftariyim.. Cocuklara masallar yazmak cok zor bence, ben kolayini secip büyüklere masallar yazarim herhalde :P


Nur Aykanat / 02/04/2005 15.26.37

Cok hostu.Ogluma bebek iken degistirerek anlattigim klasik cocuk masallarini hatirlatti bana, senin bu, cocuguna sevgi dolu, onu her turlu kotulukten koruma istegi ile dolu oldugun anlasilan yazin.
Herkes farkli bir yontem uygular cocuk terbiyesinde. Bu isin recetesi de yoktur.Egitim ve terbiyedeki siralama her anne babanin sub kulturune de bagli olarak degisir. Ama degismeyen tek bir sey var ki hic bir anne baba cocugunun aci cekmesini istemez, hep 'benim cektigim acilari cekmesin' derler. Dunyada iyilerinde kotulerinde var olduklarini onlara ogretirken belki de en cok dikkat edecegimiz sey onlarin mutsuz olmamalaridir. Ya da baska bir degisle onlara mutlu olmanin yollarini gunluk hayatimizda pratikten ogretmemizdir, diye dusunuyorum.
Tesekkurler Leyla Ayyildiz.


Yardbirds / 02/04/2005 16.57.08

tek kelime ile mükemmel.annemi ne kadar çok sevdiğimi hatırlattın bana bu yüzden çok teşekkürler......


Rebeka Behar / 02/04/2005 17.52.33

mini mini eylulcum, neden ki yavrucum? vegeteryan misin sen? cocuklara izgara kofte, kan can yapsin diye ciger veriyo ya anneleri. oyle dusun iste. etleri parcalayip kiyma yapip köfte yapinca, cigeri hayvancagizin bögründen söküp sovanla arnavut cigeri olarak pisirip yedirince bebelerin boylari uzar, vucutlari buyur. bu masallarla da akillari. merak etme, bisiy olmaz.

(dislerin arasindaki et parcalarina gelince : kürdan ya da dis ipi kullanma aliskanligini ogrenir bebeler, o da faideli ilerki hayat acisindan.)

bir de ciddi not: cocuklar o dili de vahseti de pek guzel kaldirirlar, hatta psikolojik olarak faydalidir bile denebilir. ama tek ve onemli bir sartla: masalin sonunda kotu olan cezasini bulmali!

(misal: hansel ve gratelin cadiyi firina iteklemesi, kurdun karninin oduncu tarafindan yarilmasi, kaz cobaninda kotu kralicenin 40 at tarafindan parcalara ayrilmasi, neyse burda kesim yoksa senin daha pek cok gece uykun kacicak :))

optum minikim.




Cemal Atasoy / 02/04/2005 18.27.52

sevgilerimle :)


Bonjuree / 02/04/2005 19.26.06

''seni sırtıma alır mıyım hiç?sokarsın beni''

demeden önce

''GEL BUYUR,SEN DE YE''

dememeliydi kurt.

çünkü;

'''Ant olsun ki,
seni sokmayacağım' ''

diyecek suratını görmeliydi önceden.

akrep bu,elbet sokar bir yolunu bulup.

'Neden mi?'


tüm AKREPLERİN huyu bu...

(elinize sağlık,paşaya selam)





Eylül H.polat / 02/04/2005 21.00.54

offf offf sevgili Rebeka hanimcim korktugum icin uykum kacmadi.. hihhh!! :) ama sana katilmiycagim. "cocuklar o dili de vahseti de pek guzel kaldirirlar".. sonrada ben iyiyim kotunun cezasini veriyom diye, arkadasini, onu bunu dovmeye calisirlar. kendilerini superman zannedip yuksekce yerlerden atlar orasini burasini kirarlar (bu örnek yigenim tarafindan ispatlanmistir ) Bence masali anlatacagin yas ortalamasi da cok onemlidir.. Anlatilan masallarin, iznelinen filimlerin cocukta ki etkisini kimse yadsimaz degil mi? Ve yine bence siddetin yayginlasmasinda bir etken.. Hadi siddeti bir kenara biraktim, basit bir masal örnegi ve verilen mesajina bakiyorum ; Karinca ile circirböcegi. Bir allahin kuluda cikip karinca kardes, etme eyleme circir boceginin meslegide bu, saziyla sozuyle gonullerimizi hos ediyor, sanat diye bisey var demiyor demi???? Gelde simdi cocuga sanat sevgisi asila, ne mumkun ? varsa yoksa calis calis kazan!! Hain karinca diyorum, baskada bisey demiyorum... Birde cirkin ördek kugu masali... yaw cocugum oldugun gibi kendini sev, kugu olcam diye yarilip durma, annenin makyaj malzelerini calma..!!! süslü kokana! demezler mi adama... :))))) (ay yine cok eglendim :P )
Ben de öptüm :)


Rebeka Behar / 02/04/2005 21.12.48

eylulcum, yavrucum, akilli minikim ... "vahset ve siddet" iceren filmlerle "masallari" karistirmaktasin cocugum. masallar toplumsal bilincaltinin disa vurumu olaraktan adaletli siddette muhtacdirlar, hatta iyi bir masalin olmassa olmazi "sine qua non" da diyolar latincede (bu arada yerin yurdun papa'ya yakinsa iyi dilek ve dualarimizi da iletiver)

bu konularla ilgili isen (papa ile diil, masallar ve cocuk psikolojisi ile) sana referans da veriim. diilsen, vaktimizi bosa harcamayalim. bana acilen bildir. bilgi dagarcigin ve zekanin hayraniyim. bu gedigini de ivedilikle kapayip seni toplumun icine oyle salalim.

gozlerinden operim.


Eylül H.polat / 02/04/2005 21.36.24

basin yayin ve pedagogi ogrencisiyim sevgili rebeka ;) (allahim utaniyorum hala ogrenciyim demekten, sanirim o kadar minik degilim :P ) Hos pedagogi alaninda yeni sayilirim masallar hakkinda bir recete sunulmadi onumuze henuz :P ama ben masal ve filimleri karistirmadigimi israrla savunuyorum.. Hic bisey degilsem bile iyi bir gozlemci oldugumu dusunuyom.. ama sen bana referans ver, severim kurcalamayi.. bu arada tanri papayi korusun!! vatikan biraz uzak dusuyor be rebakacim, dua etmekle yetineli :P )


Rebeka Behar / 02/04/2005 22.53.40

masallar ve filmleri karistiriyon tabi, ama merak etme, bu gidise dur diyicez. ve hatta, madem pedagoji ogrencisisin, senin bu naif fikirlerle toplum icine cikmana da elimizden geldigince mani olucaz.

kaynak veriyom. dikkatli dinle:

bu konulardaki en baba ve okumasi en zevkli kisi olarak Bruno Bettelheim'den baslamani oneririm. "The Uses of Enchantment: The Meaning of Importance of Fairy Tales" adli kitapla. hangi dillere tercume edilmis bilemiyorum ama ingilizcesi halen piyasadadir, eminim. Nedense senin fransada oldugun gibi bir sey hatirliyorum. o zaman orada bulabilecegin Bettelheim kitaplarindan biri de "Psychanalyse des contes de fées" Freudiandir, onceden uyariim. Umarim sence mahsuru yoktur.

Adil olmak icin karsi gorus de belirtelim hemen. Ben sahsen Bettelheim'den yanayim. ama eger ona karsi olan birinden de meseleyi dinlemek istersen: Maria Tatar'dan "The Hard Facts of the Grimms' Fairy Tales" i okuycan. senin dediklerine yakin seyler soluyo (ama bence yanlis)

neyse, masal ve cocuk meseleleri konusunda "bana ole geliyo" nun otesine bi gec hele, istersen uzerinde daha konusuruz. masallara bayilirim ben :))))




Eylül H.polat / 02/04/2005 23.00.44

Sagol Rebeka, isvicredeyim ama soyledigin kitaplara rahatlikla ulasirim.. Bu arada kotu haber Papa sizlere ömür.. daha yeni alt yazi gectiler tv de..
(Leycacim sende kusura bakmayasin, bi hayli isgal ettik panonu :) )


Mutesabih - Celal Kılıç / 02/04/2005 23.40.58

evet, hayat masaldır. gökkubbe şahit ki; kurtta olsa mağdur, bu masalın sonunda hakkını söke söke alacaktır. yorgun da olsan insansın ya, yani yorulmakla ücretine mazhar oluyorsun masalın sonunda. yürekler yakılmak için acıklı türkülere kurban edileli çok oldu canlar. sahi kim başlattı bu avanslı döngüyü ve tüketilirken umudunu kaybetmeyenleri kim koydu bu perdeye. hayat ya bu; çoban olmakta, kurt olmakta, kuzu olmakta var yolun sonunda. yağmur yağarken kente, kış inat ediyor yine gitmemeye. bizse cümbüş cemaat toplanıp karşısına kışın "git" diyoruz. koroda kurtta var kuzuda. belki kurtla kuzu buralarda ittifak ediyor, ama dilimi anlasa kuzu keşke. sonra yaz gelirse şayet ve biz sağ ve salim görürsek o yeşil seyranı. bu ittifaktan birisi gidecek elbet. kışa toprak aç giremez. hikayeler bitmez, çocuklar bir türlü büyümez. büyümez ki, bu keşmekeşi zahiren temaşa edemez. bu devran böyle, rövanşı olur ama her finalin, mesela karın çürüttüğü nebatat rövanşı baharda alır, kar kaybolup giderken. hayat akıp gidiyor. bazen titriyor kainatın ekranı. bazen bilmem bir kaç bin insan el çektiriliyor hayattan. hayat çocuklarla başlıyor, çocukca devam ediyor ve bir çocuk arzulayana dek gidiyor işte. hayat ya, yaşamın en etkin hecesi burada rikkatli bir halle virane oluyor. her şey bir'i bulana dek yalancı baharlar arzuya galebe çalıyor.Hayat ya; şimdilik Sodom ve Godom sefilleri galebe çalıyor, şanlı süvarisinin alaşağı edildiği atları şimdi onlar mahmuzluyor...




Düzenleyen leylaayyildiz gün: 22/12/2006 saat: 03:10
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Ana Sayfa

Her gün yenilenmek için...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım