25/9/2006 - ÜÇ SANİYE |
Bazen karar anı; üç saniyedir.
.....
İşi gereği sürekli trafikte olduğundan yolların hazırlayacağı sürprizlere hazırlıklıydı. Her an patlayabilecek bir lastik, ani bir trafik kazası, bu kazanın sonucunda doğabilecek yaralanma, yangın v.s. v.s.
Reflekslerinin oldukça gelişmiş olduğuna inanıyordu. Son süratle giderken lastiği patlarsa nasıl vites küçülteceğini, arabasını nasıl yavaş yavaş sağa çekeceğini, yokuş aşağı giderken freninin patlaması halinde hızını nasıl keseceğini, yağışlı bir havada aracının kaymaması için neler yapması gerektiğini biliyordu.
Temkinliydi... Arabasında her daim yangın söndürme aleti, ecza kutusu, yedek lastik, zincir, el lambası, kriko, basit tamir aletleri, yağmurluk, hatta bir çift çizme, yani bir araçta olabilecek maksimum donanım her zaman bulunurdu.
Güzel araba kullanıyordu, hata yapmamaya çalışıyordu.
Dikkatliydi.. Örneğin, üç saniye kuralına hep dikkat ederdi. Tüm tanıdıklarına da bunu öğretmeye çalışırdı;
'Aracınızın hızı ne olursa olsun, ister 160 km/saat, ister 50 km/saat süratte gidin, önünüzde giden araçla daima aranızda 3 saniyelik mesafe bulunması gerekir. Trafiğin aniden durması halinde ya da bir kaza anında, fren yapıp aracınızı kontrol edebilmenizi bırakacağınız bu boşluk sağlayacaktır.
İlk başlarda buna alışmak için sayı sayarak saniye tutmak gerekse de, bu, zamanla alışkanlık bir tür refleks haline dönüşür. Hızınız ne olursa olsun, önünüzden geçen aracın geçtiği bir kilometre taşı ya da herhangi bir noktadan eğer onun geçtiği andan, 3 saniye sonra geçerseniz aracınız sizin kontrolünüzde demektir.
Önünüzdeki aracın geçtiği bir noktayı tespit edin, bir elektrik direği, bir kilometre taşı v.s.... Ve saymaya başlayın 1... 2... 3... Tuttuğunuz noktadan, üçüncü saniye bittikten sonra geçiyorsanız emniyettesinizdir. Yok, bu süre az ise, fren yapma, aracınızı kontrol etme süreniz yeterli değildir.'
.....
Aracının ve kendinin sigortası her zaman vardı. Bundan gerisi de artık kadere kalmıştı...
.....
O akşam da tüm işlerini tamamlamış, direksiyonunu evinin istikametine doğru kırmıştı. Hoş bir günbatımı manzarasının pırıltılı turuncu ışınları eşliğinde yol alıyordu.
Bazen, yol yutar insanı... Asfaltın üzerinde ilerleyen aracınızın içinde yok olduğunuz hissine kapılırsınız. Kafanızın içinde uçları birbirine değmeyen çeşit çeşit düşünceler, siz, aracınız, trafik ışıkları, yol şeritleri, asfalt, belki radyodan gelen hafif bir müzik birbiri içinde eriyip kaybolur.
Çağrışımlarla gelen düşüncelerle, günün değerlendirmeleriyle, hatta bazen üç lirayı beş lirayla çarparken bulursunuz kendinizi. Beş dakika öncesini ise hatırlamazsınız, nereden geçtiğinizi bilmez, hatta o yolun nereye gittiğini fark etmeden yol alırsınız. Alışkanlıklarınız, refleksleriniz, iç güdünüzle kurulmuş bir saat gibi yol sizi bir yerlere götürür, siz değil...
.....
Ya tüm yaptığınız hazırlıklara rağmen, hiç akla gelmedik bir an ile karşılaşırsanız?
.....
Evine çok yaklaşmıştı. Tatlı bir rehavet üzerine çökmüştü bile... Çevre yolunun ilerideki sapağından sağa dönecek, tali yoldan kısa bir süre daha ilerleyecek, evine ulaşacaktı. Yani huzura...
Çok değil, beş dakika sonra evinde olacaktı...
Tabii rutin senaryonun sahneye konulmasıyla bunlar gerçekleşebilecekti.
Ya hayat hiç beklenmedik bir senaryoyu sahnelemeye karar verirse? Ya hayat hiç beklemediğiniz anda size yeni bir rol yüklerse? Hafif bir müziğe eşlik eden ıslığınıza 'DUR!' diye haykırır, üstüne üstlük ağzınızı sıkıca kapatırsa? Çığlık atmanıza dahi fırsat vermezse? Nefes alıp, almadığınızı dahi anımsamazsanız?
Tam sapağı döndüğünüz anda, önünüzdeki aracın aniden durduğunu görürseniz? İçinden ızbandut gibi iki herifin aşağıya indiğini, yol kenarında yürüyen genç bir kızı karga tulumba arabalarına bindirmeye çalıştıklarını fark ederseniz? Durmak ve müdahale etmek için sadece üç saniyeniz olursa? Ya da durmamak ve görmemek için sadece üç saniyeniz olursa?
Kafanızın içine bu üç saniye içerisinde 40 çeşit senaryo doluşursa? Arabanızı durdurup, durdurmamak, inmek, inmemek, yaklaşmak, yaklaşmamak, kızı kurtarmak, kurtarmamak, belki adamların o esnada çıkaracağı silahtan çıkacak olan kurşuna maruz kalmak, kalmamak gibi düşüncelerle siz saniyelerinizi tüketirken, genç bir kızın kulaklarınıza yapışıp kalan çığlıklarını duyarsanız?
Tabii senaryoların en bildiği gerçekleşirse, sadece adamları ürkütmek için kornaya sürekli basarsanız? Adamlar 'bana mısın' demezse? Elinizin bir tanesi 1. senaryoyu ezbere oynayıp, cep telefonunuza uzanıp, 155'i ararsa, olayı, yeri, kızı, plakayı bildirecek nefese hala sahipseniz? Siz robotlaşmış bir polisin sesiyle konuşurken, bir yaşam gözlerinizin önünden, ellerinizden kayıp giderse?
Sonrasında televizyonlarda, radyolarda orman içinde bulunmuş ceset haberleri dinlerseniz? Birkaç hafta sonra bulunan birkaç cesedin o kıza mı ait olduğunu asla bilemezseniz?
Ama gecelerce, gecelerce, gecelerce ve gecelerce o kızın sesi sizi sıcak yatağınızdan ter içinde fırlatırsa?
O aracın kızdan üç saniye önce oradan geçme ihtimalini düşünmez misiniz?
Ezberinizdeki tüm üç saniye kurallarına küfretmez misiniz?
Leyla AYYILDIZ
|
| • Yorum yaz! |
25/9/2006 - Kahve Molası'nda Eklenenler |
| Yazan leylaayyildiz |
Rebeka Behar / 18/02/2005 6.57.43
fena halde hazirliksiz yakalandim dogrusu. yayilmis "iyi peki tamam, birazdan kaza olacak" diye bekliyordum, gafil avlandim : ) ... bu gun dinamik su gibi akan yazilar temali bir gun galiba. cok guzel olmus. gayet dozunda, piril piril anlatmisin.
Metin Öz / 18/02/2005 8.15.04
günaydın.....
Müfit Semih Baylan / 18/02/2005 9.40.11
Sevgili Leyla´cım,
Yine "tipik" bir Leyla Ayyıldız yazısı pardon "deneme"si ile başladım bu cuma sabahına. Tabii her zaman öyle oluyor ya. Evet aynen öyle... Okudum, bir kez daha okudum... Kısa cümleler, öz ve yerinde betimlemeler... Başka ne diyeyim. İşi iyi kotarmışsın yine... Tabii büyük bir şehirde yaşamanın insana yaşattırdığı ve öğrettiği gerçekleri böyle kaleme almak ve bunu bir kuralın içine oturtup, o kuralın çerçevesinde irdelemek, sonra o kurala "kahretmek". Tabii benim ehliyet sınavına girip ehliyet almak, ardından otomobil kullanmak gibi bir takım meraklarım hiç olmadığından böyle kurallar bana çok uzak geliyor.(Otomobil kullanmayı hiç ihtiyaç olarak görmemişimdir. Al sana başka bir dinazorluk örneği muhteşem yazarından...)
Cümlelerini o kadar güzel kurgulamışsın ki, seni bu konuda bir kez daha tebrik ediyorum, 3 saniye içinde yapman gereken, seni hayatta bırakacak tüm yapman gerekenleri, o önemli zaman dilimi içine sığdırman için yaşadığın, adı, duygu veya her neyse, işte onu okuruna aktarabilme başarısını gösteriyorsun. Bu deneme yazabilen yazarların pek azında görülebilen bir yazma tekniğidir. Ayrıca 3 saniye önce ya da sonra ya da anında neler olabileceğini ne güzel anlatmışsın. Bir de final... Senin denemelerinde, bu yazıda da olduğu gibi denemenin akışı içinde beklenen final yok, mutlaka okura "hay Allah bitti mi, bunun daha devamı yok mu, acaba devamı olacak mı?" biçimde his uyandırıp sorular sordurtan beklenmedik finali yapman senin zaten oluşmuş olan deneme üslubunun daha zenginleşmiş olmasına neden oluyor. Bu da çok güzel bir şey. İyi bir gelişme...
Cuma sabahı...
Elimde bir fincan kahvem,
sonra,
Leyla Ayyıldız ve denemesi 3 saniye...
okuyorum, tad alıyorum,
Leyla Ayyıldız tadı...
Gerçek olan ve hiç bir zaman sahtesi bulunamayan...
Anlatmak istediğini tadıyla anlatabilen bir yazarla...
Güne iyi başlamak iyi olsa gerek...
Yeterince iyi, çok iyi, hem de fazlasıyla..
(Ha bu arada Leyla´cım sana bir şey sormak istiyorum, Türk kahvesi hariç, beğendiğin bir çeşit kahve adını yazar mısın? Yeni bir deneme yazıyorum, orada kullanacağım da, gerçeği olsun istedim...)
Çok sevgilerimle....Hem de (komacanından)
Gültekin / 18/02/2005 10.15.44
Hayatımızda ki bir saniyenin bile, aslında ne denli büyük bir zaman dilimini oluşturduğunu daha nasıl anlatabilirdin ki. Ellerine sağlık Leyla sağol varol nurol....
Ters Köşe / 18/02/2005 10.56.19
3 saniye... çok önemli bir zaman aralığı.. hayat kurtaran süre.. doktorlar bebeği de 3 saniyede alıyorlar ana karnından sezeryanla.. bir hikmeti bar bu allahın kaydı 3'tür hadisesinin anlaşılan.. benden sana 3 kocaman öpücük, her biri 3'e saniye..
Funda Güven / 18/02/2005 11.42.36
Hep korkarım zaten şu elimizde olmayan saniyelik olaylar başıma gelecek diye, kader mi dersin ? Yani dediğin gibi 3 saniye önce de geçebilirdi oradan, garip !
Su gibi okudum yazını, bir çırpıda
Ellerine, yüreğine sağlık
Mete Kaynaroğlu / 18/02/2005 11.44.22
Sabah sizin yazınıza takıldım kaldım. Her gün araç trafiği içinde bulunan ve önündeki araçla 3 saniye kuralını uygulayan bir araç sürücüsünün, önünde gelişen bir trafik olayına ilşkin davranışlarını ve alacağı tedbirleri bu günlük yaşamın getirdiği bir tür "günlük eğitim" içinde mütala ediyorum. Hatta sürücünün direksiyon hakimiyetine bağlı kalarak reflekslerini.
Ama... günlük yaşamın içinde trafik gibi olağan bir durumun yerine insanın her zaman karşılaşmadığı (polisler hariç) olağan üstü bir olay karşısında 3 saniye içinde "günlük eğitime" bağlı olmayan reflekslerden başka ne beklenilebilir ki?... Algılanan bir olayda karar verme süreci gelişeceğinden 3 saniye yeterli bir süre değil. Sanırım bir davranış gösterebilmek için beynimiz algılanan olay hakkında daha çok soru ve bilgi isteme tepisini verecektir diye düşünüyorum.
Bu durumda 3 saniyelik algılama sonuçlarından ne kadar sorumlu tutulabiliriz ki?...
...)))))) Ne güzel! sabah sabah ilginç şeyler düşündürttünüz bize...
Saygılarımla.
Halparslan / 18/02/2005 14.13.24
kaleminiz üç saniye evvel geçti gözlerimizin önünden :)
Bonjuree / 18/02/2005 15.26.00
oh my god..!
gri cevherim yol kat ediyor
elinize sağlık ;)
Seda Demirel / 18/02/2005 15.45.48
sustum kaldım...
ben dururdum, kendimi biliyorum da, arabaya tıkılan ben olsaydım acaba benden kaç tane daha var onun telaşındayım!
Roth / 18/02/2005 17.48.09
leyla ayyyildiz cok tsk ler yazin yine harika, ancak ben dun gece sizi ruyamda kirmizi bi polo`yla kirmizi isikta gecerken gordum.seni sadece yazilarinin yanindaki resimden taniyorum yuzunuz tam belirgin diildi ama aklimda leyla ayyildiz vardi. bu gunde bu yazi ister istemez dikkat cekiyor..Ruyalar ters cikar : ) ruyamda isikta beklemden gidiyordunuz,uyanir uyanmaz yok yok dedim ruya bu bizim yazar duyarli biridir : ) uc saniyelik bi ruyaydi zaten : )
Cemal Atasoy / 18/02/2005 18.28.44
O günü iple çekiyorum , geldiğinde 3 saniyede karar verip buraları onlara bırakacağım :(
Mülteci / 18/02/2005 21.18.29
(vestana1)..çok iyi hissettirmişin!..kalemin elinden hiç düşemesin bizi böylesi akışlarda ve duygularda tutan yazılara niyetlendikçe..daha çok yazz..daha ..daha..daha..
sevgilerimle..
Bilgeninelkitabi / 19/02/2005 2.49.07
ulen bu vestana ile aynı yorumda üstelik böle altlı üstlü durmak benim canımı sıkıyorr.. site yönetimi özelliklemi yapıyorsunuz bunu bilmiyorum...
ya bide yazmış ''yazz..daha...daha..daha..'' demiş...
L.Ayyıldız çoktan japonya'daki teyzesinden otomatik dırrtt dırrtt diye kalem açan kalemtraş istemiş sen hala yaz yaz diyorsun..
yazma desende durmaz kardeşim zaten merak etme...
L.Ayyıldız yine şaşırtmış bizi trafik konusundan girince.. kırmızı ışıkta bir olay olacak diye bekledim ben, ama hadise kırmızı ışıkta değil tam sapakta oluyor...
üstüne üstlük ya başınıza gelirse diye düşündürücü bir takım sorular sorarak...
iki tane izbandut şahıs var hadise de...
şimdi dedimki kendi kendime; vakit dar, ulen kapıyı aç, arabadan in, bunlardan birini yık yere (yıkabilirsen tabi) toplam da ettimi sana 5 saniye.. eee kaldı diger izbandut, diyelim ki arabanın etrafına dolandık hadi diyelimki onuda yıktık sırf bu işlem 10 saniye.. yani elimiz ne kadar çabuk olursa olsun süpermensek eger işlem toplamda 15 saniye sürüyor... olası değil.. ben beceremem yanii..
ee ne kaldı geriye..
bize düşen, bu hikayede 3 saniye kuralı olduğundan tren'i seyretmektir.. o da o an kafamız ot yığınında değilse tabi..
olası bir seçenekte birleşmektir... diyelimki yine 3 saniyemiz var ve arabada 4 kişiyiz.. !!!!!!! işte bu mümkün gibi.. ikişer kişi birer kişiyi yıkar ve mağdur kişi mağdur olmaktan kurtulur..
diger seçenekte konvoy yaparak trafik'te seyir halinde bulunmaktır.. içinde birer kişiden en az 4 araç tabiki...
yok abii vicdan yaptım illa kurtarcam o hatunu...
SevgiLi L.AyyıLdız... yaa nerden en sona bıraktım sizin yazınızı bilmem ki.. oku sabah olsun bitsin, gün içinde koşuşturmaktan unutur gidersin...
ulen işmi bu şimdi, gece gece kafada 40 sorun 40 da senaryo..
gelde çık işin içinden...
selamlarım...
Eylül H.polat / 19/02/2005 15.26.21
Ben tirsagim, inmezdim valla, zati insemde nolcak, kacirilan kiz sayisi 2 ye cikcak :)))
Okurken ha kaza oldu ha olacak dedim, meger kazaya degil belaya sebebiyet vermis 3 saniye kurali :) Babaniza sevgiler, bence vicdaniyla ugrasmasin, yapabilecegi tek sey polisi aramakmis..
Ilker Özlük / 20/02/2005 11.43.39
"1 saniye" yorum yazmak için iyice okumam gerekiyor belki "üç saniye" de sürebilir. süregelen senin cümlelerindir.
güzel bir gün. iyi dileklerimle
Nur Aykanat / 20/02/2005 22.45.31
Uc sn. de okuyuverdim, su icer gibi.. tesekkurler Leyla Ayyildiz
Arthur Ripley / 21/02/2005 2.30.57
Özlemişim yazılarını. Ve tebrik ederim. Harika. Ben de Rebekanın gafletine düştüm kaza beklerken neyle karşılaştık. Ters köşe yaptın bizi. Nickimizi değiştirticen Ters köşe 2 olcaz :) Neyse, artık aranızdayım tekrardan. Gerçi askerlik yazı yoğunluğumu törpülese de en yakın zamanda buluruz bişeyler :) Sağlıcakla kal.
Arthur Ripley / 21/02/2005 14.08.59
ojbulduk :)
Sarana / 21/02/2005 23.22.25
Leyla,cım leyla bir özgecandır kara gözlü bir ceylandır deyip, öpüp müsade istiyorum ben her yazıya dayanamıyorum güzel kadınım...
yüreğinden bende öptüm meleklerle......
Sabiha Rana.
Halil Taşkın / 04/03/2005 1.40.45
Evet girişte kısa bir trafik dersi, hemen devamında ise toplumun yaralarından olan bir hadiseyi dile getirmişiz. Bu olayın trafikle bağlantısı akıcı ama bağlantısı, çünkü uygulanması gereken pratiklerle olay biraz yabancı sanırım, olayın yolda gerçekleşmesini saymaz isek. Rakamlarla eğitim dönemlerinde fazlasıyle uğraşmış birisi olmama rağmen, hayatla doğrudan bağlantısının çok gerçekci olmadığını düşünüyorum. Sevgilerle
--------------------------------------------------------------------------------
|
| Bağlantı |
|
Ana Sayfa
Her gün yenilenmek için...
Kategoriler
Kategori yok
Arkadaşlarım
•
|